Allah bizlere yetimlerle ilgili bir çok ayette sarsıcı uyarılarda bulunmaktadır.
Bu ayetlerde kısaca; “Yetim’in mallarını verin, Yetime iyilik yapın, Mallarınızdan Yetimlere verin, Onların (Yetimlerin) durumunu düzeltin, Yetimlerin Mallarını haksızlık yaparak yemeyin…” şeklinde bizlere Allah tarafından uyarılarda bulunulmuştur.
En son olarak da İslam Peygamberine (sas), “Seni yetim bulup da barındırmadı mı?” (Duha - 6) suali ile hitap etmiştir.
Yani biz Müslümanlar bir Yetim Peygamberin ümmetiyiz. Bu nedenle de Yetimlere özel ehemmiyet göstermemiz gerekmektedir.
Yetim, sadece Babası olmayan için değil, kendisini koruyup kollayacak kimsesi olmayan için de kullanılır. Yani babası olduğu halde karunup kollanmayan çocukta Yetimdir.
Son günlerde küçük çocuklar üzerinden sapkın ve dehşet verici hadiselerin tüm dünya kamuoyuna yansıması ile birlikte yetimlerin (koruyup kollayanı olmayan çocukların) nasıl bir zulüm ile karşı karşıya kaldıklarını utanarak ve nefret hissederek görüyoruz.
Henüz 7-12 yaş grubunda bulunun çocuklarımızı bu zulüm ortamından kurtaracak devlet mekanizmasının başına getirilen insanların da, azgın servet sahibi sapık insanlarla birlikte bu zulmün bir parçası olduklarını sanki bir korku filmi izler gibi seyrediyoruz. Sessiz çoğunluk büyük bir nefret ve aynı zamanda korku ile bu olayları değerlendirip tel’in ederken; bizlerin temsilcisi olduğunu iddia eden hiçbir resmi ve gayriresmi makam yada kişi bu olaylara ilişkin net bir duruş ve tavır sergilemiyor. Özellikle Türkiye’den deprem zamanında kaybolan çocuklar ile ilgili bir belirsizlik yaşanırken ortaya çıkan bu skandal vaka içimize büyük bir ateş düşürdü…
Bir milletvekilinin Türkiye’de son yıllarda kaybolan çocuklarla ilgili iddiası ve depremde kayboşan çocukların akıbetinin ne olduğu sorusu bu olaylardan sonra daha da öne kazandı.
Gerçekten birileri özel uçakları ile gelip bizim Can’larımızı bu ülkeden kaçırdı ise Veyl olsun hepimize…
Skandal ile ilgili o kadar bilgi ve belge ortağa çıkmasına rağmen, hala hiçbir ulusal ve uluslararası organ harekete geçip en ufak bir yargısal ve idari işlem başlatmadığına göre; ya herkes bu suçun bir şekilde ortağı ya da korku imparatorluğu herkesi esir almış durumdadır.
Her iki halde de artık bu dünyanın yaşanabilirliği düşüncesinin zihinlerimizden silinmeye başladığını söylemek doğru olur.
Biz eğer kendi hukukumuzu ve ahlakımızı oluşturup bu pislikleri temizlemez isek, “Allah’ı Kıyamete Zorlamak” düşüncesinin kesin zaferi ile karşılaşıp, İsrafil’in Sur’a üflemesini bekleyeceğiz.
La İlahe illa ente sübhaneke inni kuntu minezzalimin