17 Şubat 2026 Salı   

Sadık KAHRAMAN / Gazeteci Yazar / Şehir ve İnsan

ÇİVİSİ ÇIKAN DÜNYA

 

Medya, siyaset, iş, spor, sanat dünyasına ve daha düşünülebilecek her köşeye  ulaşmış bir sapkınlık ağının ördüğü rezaletler; geçen haftadan beri gündemi sarsmaya devam ediyor. En ufak bir insani değeri ve şerefi olan herkesin, tamamını dinlemeyi midesinin kaldırmayacağı iğrenç Epstein skandalı, dünyada, kelimenin tam anlamıyla, bütün sektörlere bulaşmış durumda. Geçtiğimiz aylarda toplumu şoke eden Mehmet Akif Ersoy ve ahbaplarının yürüttüğü düzenden sonra, şimdi tüm dünyada da; iş adamlarından devlet adamlarına, burada övülüp övülüp bitirilemeyen kraliyet aileleri mensuplarından sözde sanatçılara kadar, göz önündeki birçok kişinin akla hayale sığmayacak sapıklıkları ve Epstein adasında gerçekleştirdikleri korkunç ritüeller, işkenceler, insan kaçakçılığı, bebek ve çocuk cinayetleri, tacizler, şantajlar konuşuluyor. Öyle ki, skandallara karışan, Epstein veya temsilcileriyle yazışan kişilerin bir kısmı siyaset dünyasından olmakla birlikte, bunlar ülkelere gerçekleştirilecek darbeler, askeri üsler veya ordu düzenleri hakkında da konuşuyor. Mesela Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan tarafından Katar için düzenlenmesi planlanan bir darbe girişiminden, Türk askerinin devreye girmesi sebebiyle vazgeçildiği konuşuluyor. İsrail ajanlarının, Türklere endişe oluşturmak için Kürtlere destek vermesinden, Erdoğan’ın İsrail ile iyi ilişki içinde olanlardan orduyu temizlemesinden söz ediliyor. Türkiye’den, Mısır’dan, Doğu Avrupa ülkelerinden kaçırılan çocuklardan ve genç kızlardan da bahsediliyor.  Yazışmalarda defalarca söz edilmiş olan ünlü isimler, kendilerini Epstein’i tanımıyor olmakla, düzenlenen sapık kutlama ve partilerden habersiz bulunmakla savunuyor. Amerika’da, özellikle Trump ve çevresindeki isimlere veya yüksek profilli politikacı ve aktörlere maillerde sık sık yer verilmiş olmasına; İsveç, Norveç kraliyet aileleri üyelerinin, İngiliz Kraliçesi II. Elizabeth’in oğlu Prens Andrew’ün adının direkt olarak geçmesine rağmen henüz dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir yargı merci harekete geçerek bir soruşturma başlatmış değil. Ne yazık ki bir haftadır sadece sosyal medya ve gazete manşetlerinden gelen kınamalardan başka ses çıkmıyor. Ancak Türkiye’den kaçırılan çocuklar ve genç kızlar, kayıp vakaları tekrar göz önünden geçirilerek muhakkak tespit edilmeli ve bunun peşi bırakılmamalıdır. Her şeyden öte, inancı merhametli olmayı gerektiren bu milletin evlatları, bu skandala asla yüzünü çevirmemeli ve yitip giden o canların hesabını sormalıdır. Çünkü ne kadar yozlaşmış, her taraftan ne kadar çürümüş politikalarla çevrilmiş, ne kadar modernizm adı altında değerleri dejenere edilmeye çalışılmış olursa olsun, bu milleti kendisi yapan şeylerin en başında o kutlu inanç vardır. 
**
Toplumumuzdaki belli kısım insanların ve bazı ünvanları taşıyan kimselerin ahlaki değerlerini sorgulamak zorunda kaldığımız 6 Şubat’tan bu yana 3 sene geçti. Belediye imar planlamaları, başkan, müteahhit veya mühendis ihmalleri konuşuldu ancak yüreklere su serpecek, içleri rahatlatacak büyük çaplı bir yargılama sürecine ne yazık ki şahitlik edemedik. Yapılan konutlar, gönderilen yardımlar ne kadar güzel olsa da maalesef giden binlerce canın yarası, sorumluları hesap vermedikçe hep taze kalacak. Milletimizin başı sağ olsun,  DEVLETİMİZ var olsun.  
**
Ekrem İmamoğlu’nun cezaevinden yaptığı açıklamalar ve duruşmalarda sergilediği tavır iyice, kendini bitirmeye doğru attığı büyük adımlar gibi görünmeye başlıyor. Duruşmalarda, böyle bir yargılamayı kabul etmediğinden mahkemeyi tanımadığından veya bütün bu yaşananların bir tiyatro olduğundan söz edip duruyor. Kendini savunduğu birkaç demeç görmek için çırpınıyor vatandaş ama sıklıkla söz kalabalığıyla soruları geçiştiriyor. Dolayısıyla “çorba içerken yakalanmamak için” kameralara takılan bantlar, bugün dosyasına pek fayda sağlamıyor. En son Fransa Meclisi’nden gelen İmamoğlu’nun bir an önce serbest bırakılmasına dair gelen çağrı da kendisinin üzerinde çok da uğraşmadığı mücadelesine katkıda bulunuyor gibi görünmüyor. Bütün dünyanın, çocukların diri diri yakılıp bomba yağmurlarında katledildiği bir sahneye, İsrail lobisi korkusundan susup göz yumduğu bir dönemde, bize adalet ve demokrasi dersi vermeye kalkan Avrupa ülkeleri, sadece ve sadece zavallı görünüyor. Bu zavallı görünüm de ne İmamoğlu’na ne de CHP’ye yarar. Ancak yargılama sürecindeki söylemlerinden anlaşılan, her ikisi için de bu önemli değil. Sonuçta herkes, kendi koltuğunu yapmanın peşinde. 
Ne diyelim, “dünyanın çivisi çıkmış” diye yıllardır söylenirdi de, bu sözün bu dönem kadar isabetli olduğu vaki miydi hatırlamam.

Tarih: 17 Şubat 2026 Salı    Hit: 1228




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol