17 Şubat 2026 Salı   

İlyas ÇAĞLAYAN / Tiyatrocu / Oyuncu / Kültür - Sanat

EKRANDA ÇOK ŞEY VAR, PEKİ NE KADAR SANAT?

 

Televizyonu açıyoruz, telefonun ekranını kaydırıyoruz, dijital platformlar arasında dolaşıyoruz… Karşımıza çıkan içerik sayısı neredeyse sınırsız. Görüntü var, ses var, hız var. Ama bütün bu kalabalığın içinde giderek daha az rastladığımız bir şey var: sanat.
Bugün ekranlar dolu olabilir, fakat doluluk her zaman nitelik anlamına gelmiyor. Sanat; yalnızca izlenen bir görüntü, dinlenen bir replik ya da tüketilen bir bölüm değildir. Sanat, insanın içine yerleşir. Soru sordurur, rahatsız eder, düşündürür, bazen susturur. Ve en önemlisi, iz bittikten sonra da yaşamaya devam eder.
Oysa günümüz ekran kültürü çoğu zaman “hemen tüket, hemen unut” anlayışıyla ilerliyor. Hikâyeler derinleşmeden bitiyor, karakterler gelişmeden harcanıyor. Duygular hızla verilip hızla geri alınıyor. İzleyiciye düşünmek için değil, oyalanmak için alan açılıyor.
Burada suç sadece içerik üreticilerinde mi? Elbette hayır. Ekran bir araçtır. Asıl belirleyici olan, o aracın nasıl ve ne için kullanıldığıdır. Reyting kaygısı, tıklanma sayıları ve izlenme oranları; sanatı çoğu zaman geri plana itiyor. Çünkü sanat sabır ister. Emek ister. Ve her zaman yüksek sesle konuşmaz.
Sanat bazen bir suskunlukta gizlidir.
Bazen bir tiyatro sahnesinin loş ışığında,
bazen bir filmin tek planında,
bazen de bir karakterin gözlerindeki çaresizlikte…
Kültür ve sanat, bir toplumun aynasıdır. Bugün ekranda gördüğümüz her şey, yarının hafızasını oluşturur. Normalleştirilen şiddet, sıradanlaştırılan duyarsızlık ve hızla akan yüzeysellik; zamanla toplumun reflekslerine dönüşür. Bu yüzden “ne izlediğimiz” meselesi, kişisel bir tercih olmaktan çıkar; toplumsal bir sorumluluğa dönüşür.
İzleyici olarak bizlerin de durup düşünmesi gerekiyor. Ne izliyoruz? Neye gülüyoruz? Neye üzülüyoruz? Ve en önemlisi, neye alkış tutuyoruz? Çünkü talep edilen şey, üretilen şeyi belirler. Ekran, izleyicinin aynasıdır.
Sanat, hâlâ orada. Bazen ana akımın dışında, bazen küçük bir sahnede, bazen de görmezden gelinen bir projede… Ama var. Yaşamaya, anlatmaya ve insanı insana hatırlatmaya devam ediyor. Onu fark etmek için sadece biraz yavaşlamak, biraz durmak ve gerçekten bakmak gerekiyor.
Belki de artık şu soruyu kendimize daha sık sormalıyız:
Bizi oyalayan içerikler mi istiyoruz, yoksa bizi dönüştüren eserler mi?
Çünkü ekran dolu olabilir.
Ama sanat, her zaman dolu olan yerde değil; anlamın olduğu yerde vardır.
Bu yazı, ekran karşısında geçirilen zamanın değil; o zamanın içeriğinin önemini hatırlatma niyetiyle kaleme alınmıştır. Sanatın hâlâ bir seçenek değil, bir ihtiyaç olduğuna inananlar için…

Tarih: 17 Şubat 2026 Salı    Hit: 1030




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol