25 Ekim 2020 Pazar   

Cemil SAĞLAM / Gazeteci Yazar / Basın Tribünü

GAZETECİLİĞE ADANMIŞ 32 YIL

 

En güzel intikam, başarıdır... Seni sevmeyen herkesi üzer... Jacques Lacan
***
20 yıl ulusal basın
12 yıl yerel basın
Toplam da 32 yıl
Sadece gazetecilikte geçen bir ömür...
2 yıl önce emeklilik, şimdi de sürekli basın kartı...
Öncelikli olarak şunun bilinmesi gerekir; Sürekli Basın Kartı kimlere verilir?
Belli çalışma yılını dolduran ve belirlenen şartları yerine getiren gazetecilere bu kart Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından verilir. 212'ye tabi olanlar ve yaklaşık olarak 20 yıl boyuncu ‘basın kartı’ taşıyan gazetecilere “sürekli basın kartı” verilir. 'Sürekli basın kartı’nı almaya hak kazanan gazeteciler, çalışsalar da çalışmasalar da vefat edene kadar bu kartı taşımaya hak kazanırlar. Yürürlükteki kanun ve yönetmelikler bunu belirtir.
Yani demek oluyor ki, iki kelimeyi bir araya getiremeyen, haber yazmayı bilmeyen, gazeteciliği dedikodu yapmak sanan, gazeteciliğin g’sinden haberi olmayan, etrafta ben gazeteciyim diye dolaşanlar şimdi çakma gazeteci mi oluyor:)))
*
Şans+Hırs+Çalışkanlık+Girişkenlik+Dürüstlük+Yetenek…
Gazeteci yaşadığı çağın tanığıdır. O'nun bu tanıklığı, haberleri, yazıları, deklanşöründen kareler, anıları, notları bir dönemi, bir olayı, bir insanı daha yakından tanımamızı sağlar. İşte gazeteciliğe bir ömür vermiş, emektar bir ustanın kaleminden 32 yılımın özetini buraya sığdırmaya çalışacağım...
Sevgili okuyucularım, bugünler benim için manevi açıdan çok önemli. 
Gazeteciliğe; 1988 yılında stajyer bir gazeteci olarak Milliyet’te başladım. 2018 Kasım ayında meslekte emekli, 2020 Ağustos’ta ise sürekli basın kartı sahibi oldum. Gazeteciliğe stajyer olarak başlayıp emekli olan ve sürekli basın kartı alan ender insanlardan biriyim.  
Her gün yeni bir şeyler öğretti Türk medyası bana. Bazı insanlar rol modelimiz oldu, "nasıl olunması" gerektiğini gösterdi. Bazılarından da "nasıl olunmaması" gerektiğini öğrendik. Yeri geldi tarihe tanıklık ettik, yeri geldi bizzat tarihin içinde yer aldık. Birçok ödülün sahibi olduk. Ustalarımızdan takım oyununun ne kadar önemli olduğunu öğrendik ve bunu hiç unutmamaya gayret gösterdik. Ama hiçbir zaman haddimizi aşmadık. Hiçbir zaman için parayla haber yapan tarafta olmadık. Gereksiz polemiklere girmedik, basit insanlarla uğraşmadık. Geriye dönüp baktığımda bu işi hep anlım ak, başım dik yaptığımı görüyorum. Allah’a çok şükür hiç kimseye boyun eğmedim. 32 yıldır hep doğru bildiklerimi yazdım. 
Ömrüm yettiği sürece bu meslekte  ilçeme hizmet etmek istiyorum.
PAŞAVİZYON SÜRECİ...
1988-2008 yani 20 yıllık ulusal basın serüvenimde sayfa tasarımı, editörlük, fotoğrafçılık, siyasi muhabirlik, magazin muhabirliği ve spor muhabirliği gibi  üst düzey pozisyonlarda bulundum.
Uzun yıllar Milliyet Gazetesi, Türkiye Gazetesi gibi ustaların çalıştığı büyük kurumlarda yoğruldum. 
Bu nedenle, yerel ile ulusal gazetecilik arasındaki farkı da yaşayarak öğrenen biriyim.
20 yıllık birikim ve tecrübemden sonra tercihim yerel gazetecilikten yana oldu.
2008’in Mart ayında arkamıza hiçbir gücü almadan, kardeşim Cenk Sağlam ile birlikte kendi imkanlarımızla Paşavizyon Gazetesi’ni çıkarmaya başladık. Geriye dönüp baktığımda tam 154 sayı yani 12 yıldır Paşavizyon Gazetesi’ni Bayrampaşa ve bölgemizdeki okuyucularına ulaştırmanın gururunu yaşıyorum.
Türkiye'de yerel gazetelerin ömrü Anadolu'daki babadan oğula geçen gelenekselleşmiş gazeteler dışında ne yazık ki fazla uzun olmaz ya da yayın periyotları düzenli değildir. Bunun en büyük nedeni de yaşadıkları ekonomik sıkıntılardır, bunun üstüne bir de halkımızın gazete okuma alışkanlığının olmamasını koyunca, yerel basının yaşadığı sıkıntıyı daha iyi anlayabilirsiniz. 
Ulusal gazeteler, Türkiye ile ilgili haberleri sayfalarına taşırken, aslında günlük hayatımız için büyük önem taşıyan yerel haberlere yeteri kadar yer veremiyorlar, bu yüzden yerel gazetelerin yayımlanması büyük önem taşıyor. 
Paşavizyon Gazetesi, “Dünyanın en iyi yerel gazetesi” gibi iddialı bir slogan ile bu eksikliği gidermek için yola çıktı ve Bayrampaşa başta olmak üzere bölgesindeki tüm gelişmeleri 12 yıldır düzenli olarak sayfalarına taşıyor. Bayrampaşalılar her ay Paşavizyon’u okuyorlar, görüş, düşünce ve eleştirilerini de bize yansıtıyorlar. 
İlçenin sorunları, gelişen olaylar, polis-adliye haberleri, kültür-sanat haberleri, özel röportajlar, spor haberleri, Bayrampaşa ve çevre ilçelerle ilgili her türlü özel röportaj ile haberler sayfalarımızda yayınlandı ve yayınlanmaya da devam ediyor. Paşavizyon, Bayrampaşa’nın adeta yerel belleği, aynası oldu....
Paşavizyon Gazetesi, her biri ulusal basın deneyimine sahip, yazar, editör, muhabir ve grafiker kadrosuyla da bir yerel gazetenin çok daha üstünde, profesyonel anlamda gazetecilik yapıyor. Her biri birbirinden değerli usta köşe yazarlarımızın yazmış olduğu yazılarla da gündemi belirliyor.
Bayrampaşalılar, Paşavizyon’a sahip çıktı, kendini gazetenin bir parçası olarak gördü. Paşavizyon olarak Bayrampaşalılarla birlikte çıktığımız bu yolda hiçbir zaman yalnız kalmadık. Her koşulda gazetesine sahip çıkan okuyucularımıza sonsuz teşekkürler... İyi ki sizler de varsınız...
***
AYASOFYA’DAN SONRA, KARİYE’DE İBADETE AÇILDI
Evet, Ayasofya ile 86 yılık hasret, Kariye ile de 75 yıllık hasret bitti. 
İstanbul'un fethine kadar 916 yıl kilise, 1453'ten 1934'te alınan kararla müze oluncaya dek cami olarak kullanılan, 86 yıl müze olarak hizmet veren Ayasofya yeniden ibadete açıldı. 
Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethinden yaklaşık 58 yıl sonra, Sultan 2. Bayezid’in sadrazamlarından Atik Ali Paşa’nın camiye çevirdiği Edirnekapı’daki Kariye Camii, 1945 yılından bu yana müze idi. Yenileme çalışmaları ile aslına dönüştürülen Kariye Camii de, 75 yıl sonra ibadete açıldı. 
***
UNUTMAYALIM!
Bayrak aşkı, vatan sevgisi, Kurtuluş Savaşı, Büyük Taarruz, Kahramanlık destanı ve on binlerce şehit.
Ve zafer... İşte 30 Ağustos.
Kovit-19, Artan "vaka" sayısı, Zafer Bayramı'nı bu yıl "Düşük yoğunluklu" kutladık.
Büyük Atatürk'ü, silah arkadaşlarını, bu toprakları kanları ile sulayanları saygıyla ve rahmetle andık.
Dünü, unutmadık, unutmayacağız.
Batı da, "Şımarık tetikçi Yunan askerini" Türkiye'ye çıkaranlar da unutmasınlar. Dün Türkiye'yi parçalamak isteyenler, bugün de Atatürk'ün modern Türkiye'sinin büyümesine ve daha da güçlenmesine engel olmanın peşindeler.
Bunu da unutmayalım.
***
Neden her gün kitap okumalıyız
En son ne zaman kitap ya da bir dergi makalesi okudunuz? Günlük okuma alışkanlığınız tweetlerden, Facebook durum güncellemelerinden ya da ilaç prospektüslerinden mi ibaret?
Düzenli okuma alışkanlığına sahip olmayan sayısız insandan biriyseniz, okumanın birçok faydasından mahrum kalıyorsunuz demektir. Okumanın faydaları elbette 10 tane ile sınırlı değil, ancak en önemli 10 faydasını sizin için listeledik.
1.Sözel yeteneklerinizi geliştirir.
2.Okuyucular sanattan zevk alır ve dünyayı geliştirir.
3.Hayal gücünüzü geliştirir.
4.Okumak sizi daha akıllı yapar.
5.Odaklanmanızı ve konsantrasyonunuzu geliştirir.
6.Sizi ilginç ve çekici yapar.
7.Stresinizi azaltır.
8.Hafızanızı geliştirir.
9.Kendinizi keşfetmenizi sağlar.
10. Okumak size keyif verir.
Okumanın eğlenceli bir yanı olmasaydı, okumak bir iş olurdu ancak değil. Bizi ve yeteneklerimizi geliştirirken aynı zamanda eğlendirir. Ayrıca, okumak bir film ya da TV şovu izlemekten çok daha büyüleyicidir!

Tarih: 16 Eylül 2020 Çarşamba    Hit: 7266




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol