19 Mayıs 2022 Perşembe   

Av. Ali Kahraman / Avukat / Hukukçu Gözüyle /

SİYASETTE BİR VAHDET ARAYIŞI GEREKLİMİDİR

 

Türk siyasi tarihi incelendiğinde çok partili dönemden itibaren iki ana akımın ülkenin ana siyasi aktörü olduğu görülmektedir. Cumhuriyet Halk Partisinde temeyyüz etmiş olan solcu akım ve buna muhalif olarak kurulmuş olan geçmişte Demokrat Parti ile başlayıp, Adalet Partisi, Anavatan Partisi ve son olarak AK Parti ile devam edegelen sağcı - muhafazakar akım…
Son 50 yıl içerisinde bu ana siyasi akımlara yakın başkaca siyasi partiler de var olagelmişlerdir. Günümüzde de AK Parti ve CHP’nin domine ettiği siyasi mücadelede başkaca siyasi hareketler de bu partilerin etrafında kümelenmiş ve onlarla işbirliği içerisinde hareket halinde  bulunmaktadır. Fakat Türkiye’nin geçmiş siyasi hayatının aksine sağ - muhafazakar partilerin  hem AK Parti ile hem de CHP ile hareket ettiklerini görmekteyiz.
Son Cumhurbaşkanlığı seçimi ve 2019 Yerel Seçimleri incelendiğinde,  sağ partilerden AK Parti, MHP ve BBP‘nin birlikte hareket etmesine karşın, diğer taraftan CHPnin yanında İYİ Parti, Saadet Partisi ve HDP‘nin karşı cepheyi oluşturduğunu görmekteyiz. İlk defa siyasi tarihimizde görülen bu muhafazakar ayrışma günümüzde daha da belirgin bir şekilde bir ortaya çıkmış bulunmaktadır. AK Parti’nin 20 yıllık iktidarının ülkede oluşturduğu hoşnutsuzluk ve belediyelerde partinin kurucusu Recep Tayyip Erdoğan’ın belediyecilik anlayışından uzak ve halka tepeden bakan bir anlayışın yerleşmiş olması muhafazakar çevrede yeni bir arayışa girilmesine neden olmuştur.
Gerek başkanlık sistemine ve gerekse cumhurbaşkanının yönetsel tercihlerine olan eleştiriler artarak devam etse de toplumun genelinde Sayın Cumhurbaşkanına yönelik teveccühün devam ettiği görülmektedir. Fakat AK Parti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ve belediyelerde ortaya koyduğu performans muhafazakar çevrenin AK Parti’den ciddi anlamda kopmasına neden olmuş ve alternatif arayışına yönelmesini tetiklemiştir. Bu durumun farkında olan Cumhuriyet Halk Partisi bir çok muhafazakar parti ile ittifak arayışına girmiştir. Geçmişte %40 oyla iktidara gelinirken, Başkanlık Sistemi ile %50 artı 1 oy alarak iktidara gelinebilmektedir. Bu yeni halde mevcut ittifaklar sonucunda AK Parti’nin liderliğini yaptığı Cumhur İtitfakı’nın seçim kazanması son derece güç hale gelmiştir.
İktidar partisinin  sürekli oy kaybettiğ bir durumda TBMM seçimlerinde Millet İttifakı muhafazakar oylarla seçimi kazanacak gibi görünmektedir. Bu durum mevcut İttifak ile seçime girecek olan Recep Tayyip Erdoğan’ın da Başkanlık seçiminde zorlanmasına sebep olacaktır.
Yani AK Parti liderliğindeki bir Muhafazakar İttifakın seçimlerdeki başarısızlığının ülkeyi yönetim becerisi kısıtlı olan, tam bir koalisyon mantığı ile hareket eden ve yetişmiş kadrosu olmayan bir CHP iktidarına mahkum edeceğini görmekteyiz.
Burada aksiyon alması gereken kişi sayın Cumhurbaşkanıdır. Ancak çevresinde kendisine bu konuyu izah edip bir önermede bulunacak kişi göremiyoruz. Cumhur ittifakı’nın mevcut 3 siyasi partinin dışında başka siyasi partiler ile tahkim edilmesi gerekmektedir. Yoksa her şey kontrolümüzde diyerek birileri masal anlatırsa İstanbul seçimlerinin benzerini yaşarız.


Tarih: 18 Ocak 2022 Salı    Hit: 480




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol