29 Ağustos 2025 Cuma   

LAFA VERGİ KOYMALI...

 

GEÇENLERDE bir  görüşme sırasında  arkadaşlardan biri  ilginç bir soru attı ortaya. Dünyada insana bedava olan üç şey sayar mısınız? Ben de can, hava ve konuşmak deyiverdim aniden.
Hakikaten insan var olmak için hiçbir şey yapmamıştı. Hava ile tanışmamızı açık açık anlatmaya gerek yok artık. Anandan ayrıldın mı küt hava boşluğundasın. Bedava kapağından çıkan üçüncü hediye ise konuşmak fiili.
Herkesin canı herkesin havası kendine de iş konuşmaya geldi mi insanlar hem can sıkabiliyor hem de havayı kirletebiliyorlar. Ettiğimiz lafların başkalarının dünyalarına etkisi canlara da bozulan havalara da sebep olabiliyor. Bu etki alanını oluşturmak veya bu alan içinde yaşamamış olmak insan için kaçınılmaz bir gerçeklikte ifadesini buluyor.
Ya ettiğimiz laflar bir başkasını ya da duyduklarımız kendimizi olduğumuz, olmamız gereken veya olacağımız yerlerden edebiliyor. Bazen doğrunun göbeğinde sırtüstü kurulup oturturken, bazen bir yalanın peşinde nefes nefese koşturabiliyor. Bir zaman ölçeğinde eğer ardına yaslanmanın  kolaylığı koşmanın zorluğuna galip gelebiliyorsa huzur kalbi fethediyor. Aksi halde yalan yarışında  kendine tur bindirilmesin diyerek didinip duruyorsun. Ölçüyü ise kelamın çapı veriyor.
Zaman akarken,  şiddetini hep sarfı hesap edilmiş veya edilmemiş  kelamların çapına göre belirler.İnsanı  kimi zaman sevgiye yürekle,  kimi zaman şiddete körükle uğurlar lafın basıncı. Bedavadır ama asla değersiz değildir bu yüzden. İnsana verilen en büyük hediye olmasından gelir değersiz sayılamayacak olması. Ama biz boşa nefes harcamaya doktora tezi gibi emek vererek konuşma yeteneğimizi de köreltiriz. Nimete tükürmek gibi ihanet ederek yorarız çenemizin kaslarını ve karşımızdakilerin kulaklarını.
İşte bu yüzden derim ki;
Eğer elimde bir güç olsaydı yapacağım ilk icraat “lafa vergi koymak” olurdu. Lafa vergi koyardım ki kafasını dinlerdi insanlar. Bunun için kaçamak yapabilecekleri yerleri köşe bucak aramaya koyulmazlardı. Lafa vergi koyunca “yalancı” olmak suç sayılabilirdi. Bugünkü gibi itibar görmezdi “imaj” mühendisliği. 
Yalandan kim ölmüş? diyerek kimse kutsayamazdı yanlışının kurulduğu zemini. O zeminlerin yataklık edece ği temellerin üzerine kimse insanları aldatabilecekleri dünyalar kuramazlardı. İnsanlar bu kadar çok şeyin esiri olamazlardı. Başarılı olmak veya doğru olmak bu kadar kolaylıkla cezalandırılamazdı. Lafa vergi koyun ca konuşmak için parmak kaldırmaya da gerek kalmazdı. 
Lafa vergi konsaydı belki de mikrofon icat edilmezdi. Sessizliğin içinde herkes sesini duyurabilirdi birbirine. Yalan, doğruya bu kadar averaj yapamazdı. İyilerin kazanması için sonuna kadar beklemek gerekmezdi. Ortaya çıkan bir yalan, sahneye çıkan bir “dansöz” gibi kıvırtarak savunulmazdı böyle kolaylıkla.
Lafa vergi konsaydı insanlar utanmayı unutmazlardı. Metin yazarlarına gerek kalmazdı sanıldığının aksine. İnsanlar az konuşur çok çalışırdı kim bilir. Çalışana hakkı daha kolay verilirdi. Yalanla borç ödenip palavra ile taksitler ertelenemezdi. Yüzü olan adam sayısı, bugünkü gibi milyonların içinde yüz tane çıkmıyorsa lafa vergi konduğunda bu sayı yüzde yüz değişirdi. O zaman yüz yüze bakmak bu kadar yüzsüzce olmazdı.
Konuşmaya herkesten fazla hakkı olduğuna inanan “yalancılar”, insanları çıkar çarklarının bir parçası, kendi yalan dünyalarının köleleri gibi göremezdi. Doğru söze “ muafiyet” kolaylıkla  tanınırdı.
Herkese selam!

Tarih: 04 Mart 2014 Salı    Hit: 1031




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol