25 Kasım 2020 Çarşamba   

İlyas ÇAĞLAYAN / Tiyatrocu / Oyuncu / Kültür - Sanat

GELENEKSEL TÜRK TİYATROSU VE KAVUK

 

GELENEKSEL Türk Tiyatrosu geleneksel tiyatro başlığı altında genellikle kukla, meddah, karagöz, orta oyunu ve köy seyirlik oyunu gibi gösteri türleri yer alır. Şarkı, dans ve söz oyunlarına dayanan geleneksel tiyatro yazılı bir metne dayanmaz. Geleneksel tiyatroda güldürü öğesi ön plandadır. Yani genellikle sahnesiz bir tiyatrodur. 
Bunlardan seyirlik köy oyunlarının kökeni tarih öncesi bolluk törenlerine ve ilkel inançlara uzanır. Bunlarda Türklerin Orta Asya'dan getirdikleri inançların izleri olduğu gibi, Anadolu'da daha önce yaşamış olan toplulukların kültürlerinin de katkısı vardır. Bu oyunların başlangıçta amaçları zamanla değişmiş olsa bile, Türk köylüsünün bu geleneği sürdürdüğü görülür.
Geleneksel Türk tiyatrosu geleneğinde konulara göre şekillenen çeşitli simgeler ve semboller görülmektedir. Bu simgelerden günümüze kadar gelen ve en bilindik olanı ise kavuktur. Orta oyunun karakteri olan Kavuklu’nun kavuğu, geleneksel tiyatronun simgesi olarak kişiden kişiye aktarılmıştır.
Günümüzde Dümbüllü Kavuğu olarak bilinen kavuk, İsmail Dümbüllü‘ye de tiyatro aşığı olan yoğurtçu Kel Hasan Efendi tarafından verilmiştir.
İsmail Dümbüllü, kavuğu kendisinden sonra, o yıllarda ‘Kanlı Nigar‘ oyununda Kavuklu karakterini canlandıran Münir Özkul‘a devretmiştir. Münir Özkul, kavuğu 1989’a kadar elinde tutmuş ve bu geleneğin zinciri sonrasında ise Ferhan Şensoy’a geçmiştir.
Ferhan Şensoy da uzun bir dönem kavuğu başarılı bir şekilde taşıdıktan sonra kendi tiyatrosunda görev alan usta çırak ilişkisinden dolayı Kavuğu Rasim Öztekine vermiştir.
Bu kadar Değerli ve önemli olan Türk Tiyatrosunun simgesi haline gelen kavuğu Rasim Öztekin ise sağlık nedenleri dolayısı ile çok da başarılı bir şekilde taşıyamamıştır.
Asıl sorun yani düşünülmesi gereken Dört yıl önce 'Baba Sahne' adlı tiyatroyu açmak dışında tiyatro ile adı çok da anılmayan Şevket Çoruğa bu önemli kavuğun devredilmesi... Bence en önemli soru bu olsa gerek.Buradan şunu çıkarmayalım neden bir tiyatrocuya verilemez mi gibi bir soru gelebilir aklınıza.Hemen bir açıklama da bulunmak isterim değerli Paşavizyon Okurları;
Kavuk ustadan çırağa geçer, yani arada en azından jenerasyon farkı olmalı. Eğer jenerasyon farkı önemli değilse kavuğu şu an hayatta olan bence sonuna kadarsa hakeden Zihni Göktay, Metin Akpınar, Cihat Tamer, Nilgün Belgün, Ali Poyrazoğlu, Demet Akbağ, Süheyl &Behzat Uygur, Haluk Bilginer ve daha birçok usta Rasim Öztekin'den de Şevket Çoruhtan da daha çok hak ediyordu...
Kısaca Türk Tiyatrosu Ustaların Çıraklarına mirasıdır.
Kavuk bir simgedir belki ama bu anlamlı simgeyi gerçekten yüreğiyle tecrübesiyle verdiği emekleriyle hak edene vermekte almakta bir ERDEMLİKTİR anlayana.
   Değerli Paşavizyon Gazetesi okurları yazımızı her zaman olduğu gibi yine büyük usta hocamız Nejat Uygur’un sözleriyle noktalamak istiyorum. Şöyle demişti Nejat baba bir sözün de;
    Bir gün tiyatronun ışıkları sönecek, zil sesleri susacak ve tiyatro perdesi sonsuza kadar üzerime kapanacak. İşte o zaman giderken tüm üzüntülerinizi yanımda götürerek size sadece kahkahaları bırakacağım.  Sanatla Kalın...

Tarih: 14 Ekim 2020 Çarşamba    Hit: 7270




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol