KAZANMAKLA kaybetmek arasında bir yerde durmaktır bıçak sırtı. Bazen yüz güldürür bazense umutları söndürür. Çıkılan yolda sona yaklaştıkça umutlarda, hayallerde, risklerde artmaya başlar. 30 mart sabahı sandıklarla buluşacak olan seçmenin tavrı Türkiye’de tüm dengeleri belirleyecek yegane ölçüdür. Yerel seçimlerin en kritik göstergesi ise İstanbul’u kazanmak ve kaybetmek arasındaki farktır.
AKP ve CHP İstanbul’da ki düelloda tüm güç güçlerini ortaya koyacak ve var olma mücadelesinde bir adım öne geçmeye çalışacaklar. CHP en büyük kozu olan Sarıgül şayet İstanbul’u kazanmayı başarırsa bu sadece bir yerel seçim zaferi değil aynı zamanda CHP iktidarının da ayak sesleridir.
Adayların açıklanması ile her dönemde olduğu gibi bu dönemde de küskünlükler kırgınlıklar had safhada. Aday adayları ve destekçilerinin adaylıkla buluşamaması haliyle her ilçede binlerce küskünde oluşturdu. Seçimi kazanmak için partilerin genel başkanları ve büyük şehir adayları var güçleri ile çalışsa da asıl seçimi kazandıracak olan ilçelerdeki belediye başkan adaylarının performansı olacak. Belediye Başkan adaylarının kendi partisi içinde oluşan tüm küskünleri kucaklayabilmesi, onlarla birlikte olmayı başarması ancak meclis üyesi listelerinde parti içi muhalifleri kucaklaması ile mümkün olabilecektir. Bencillik yapan, belediyeyi kazandığımda bütün meclis üyeleri emrimde olsun, denetime tabi tutulmayayım diye düşünmek yerine her kesimi listelerinde buluşturmayı başaran başkan adayları ipi çok daha rahat göğüsleyebilecektir.
İstanbul için kazanan ve kaybeden siyasi partiyi şu anda söylemek elbette imkansız ancak kazanmayı şimdiden garantileyenlerde yok değil. Karadeniz lobisinin ve özelliklede Trabzon lobisinin başarısını görmezden gelmek imkansız. Örneğin Beylikdüzü ilçesinde AKP başkan adayıda CHP başkan adayıda Trabzonlu. Yani ne tarafa giderse gitsin AKP ya da CHP oyları ile bir belediye başkanı seçilecekse bu bir Trabzonlu olacak. Aynı şey Büyükçekmece içinde geçerli. Trabzon lobisinin başarısını kabul etmek lazım ancak bu tavır aynı zamanda büyük bir tepkininde başlangıcı olabilir. 81 ilden sadece Trabzon’a endekslemek partiler açısından da doğru bir strateji olmasa gerek. Sırf bu tavır bile insanlar için kırıcı olabilir ve partileri istemedikleri seçim sonuçlarına taşıyabilir. Bu nedenle Belediye Meclis üyeliği sıralamasında adayların kendi ekibindeki kişileri değil diğer ekiplerde etkin rol oynayan kişileri tercih etmeleri seçim kazanmak adına hayati önem taşımaktadır.
Kazanmak isteyenler şayet hayal kırıklığı yaşamak istemiyorlarsa, 30 martta her seçin sonrası yaşandığı gibi keşke demek istemiyorlarsa akıllı davranmalı ve fedakar olmayı başarmalıdır. Çünkü bunu başaramayanlar bir belediye başkanlığını feda etmekle kalmaz iktidar yolunda iktidarı feda etmişte olurlar. Uzlaşı her savaşın sonunda mutlaka yaşanır ama ne kadar erken yaşanırsa kayıplar o kadar az kazançlar o kadar çok olur.
***
Bayrampaşa’da mevcut AK Parti Belediye Başkanı Atila Aydıner’in gösterilmesi çok doğru ve isabetli bir tercih. Seçimi kazandığı takdirde önümüzdeki 5 yıl için, iyi bir ekiple Bayrampaşa’yı modern bir ilçe haline getireceğini duyuyorum.
CHP’den tekrardan aday gösterilen Bahri Sipahi’nin, geçen seçimlerde yaptığı hataları tekrarlamayacağını tahmin ediyorum. Çünkü tekrarladığı anda sadece seçimi kaybetmez, siyasi hayatıda the end olur.