24 Haziran 2024 Pazartesi   

ALZHEİMER DEMANS NEDİR?

ALZHEİMER DEMANS NEDİR?
 

Karanlık bir ormanda kaybolmak, ne yapacağını bilememek gibi bir duygu olsa gerek Alzheimer hastasının hissettiği; mesleğimin bu kısmı hep üzmüştür beni. Hastanın büyüttüğü çocuklarını tanıyamaması, eşini bir yabancı gibi görmesi, kendi evini bile yabancı hissetmesi…
Tam da dediğim gibi karanlıkta kaybolmak, ne yapacağını bilememek, kendi ihtiyaçlarını karşılayamamak ve korkmak…
Nörolog olduğumdan beri takip ettiğim Alzheimer hastaları zamanında evini çekip çeviren becerikli bir ‘Osmanlı kadını’, bir çok öğrenci yetiştirmiş bir öğretmen, nice inşaatlar yapmış Karadenizli bir müteahhit ve daha nice harika insanlardı. Şimdi ise hastalığının evresine göre, adını bile zor söyleyen, çocuklarını tanıyamayan, belki de hiç konuşamayan hatta belki de yatağa bağımlı bir hasta…
Hasta yakınları için de becerikli eşini, aslan gibi babasını, dağ gibi anasını bu halde çaresiz görmek, ortaya çıkan beslenme, tuvalet ihtiyacı, yatak yarası gibi birçok problemle baş etmeye çalışmak, bunun getirdiği zamansal ve maddi sorunlarla çaresiz ve yalnız hissetmek…
Bu nedenle böyle hastalarımı tedavi ederken onların birebir yanında olduğumu hissetmek ve hissettirmek benim için hastaya yaklaşıma ilk adımdır.
Bu yazımızda hafıza kavramına bir giriş yapıp daha sonraki yazılarda Alzheimer hastalığını konuşacağız. Nörolojinin belirsizliklerle dolu bölümlerinden “Hafıza Bozuklukları” başlığının altında demans (bunama) birinci sırada gelir. Alzheimer demansı da bunamanın en yaygın görünen tipidir. Bunama kelimesini kullanmak da beni üzdüğü için yazım boyunca hep Alzheimer hastalığı ya da demans diyeceğim.
Birincil olarak şunu söylemek istiyorum: Demans yaşlılığın doğal bir sonucu değildir, yani unutkanlık yaşlı hasta için doğal kabul edilemez. Hafıza deneyimlerimizin ve öğrendiklerimizin saklanabilmesi, geçmişe ait tecrübelerin saklanması, anıların biriktirilmesi ve gerektiğinde bunların hatırlanmasıdır. Anlık bellek ve kalıcı bellek olarak iki bölümden oluşur.
Kalıcı belleğimizde, ana dilimiz ya da diğer öğrenilmiş lisanlar, edindiğimiz mesleki bilgimiz, araba kullanmak gibi beceriler ve gün içinde farkına bile varmadığımız günlük yaşam aktiviteleri ve becerileri yer alır.
Kısa süreli hafıza, bilgilerin ilk geldiği kapasitesi sınırlı bir alandır. Örneğin, hastanede muayene olduğumuz doktorun ismi, “unutmayayım doktorumun adı Bahar’mış” gibi bir yöntemle uzun süreli belleğe atılmazsa kaybolur. Beyinde bu fonksiyon temporal lob ve hipokampus bölge ile ilişkilendirilmiştir.
Öğrenme nörokimyasal bir olayda hücre içi RNA rol oynar. Bir canlıdan diğerine benzer özelliklerin iletilmesinde DNA rol oynar.

DEMANS (BUNAMA) ALZHEİMER HASTALIĞI’NIN (AH) NEDENLERİ VE KLİNİK BULGULARI
Alzheimer hastalığını (AH) şudur diye kesin bir nedene bağlayamıyoruz. Nöroloji camiasında üzerinde durulan ve tartışmalı olan risk faktörlerini şöyle sıralayabiliriz.
Yaş ve cinsiyet; yaşın ilerlemesi hastalığın ortaya çıkış sıklığını arttırıyor. Kadın hastalarda erkeklere göre biraz daha fazla görülebiliyor.
Genetik yatkınlık; erken başlangıçlı özellikle 65 yaş altı vakaların neredeyse yarısında aile öyküsü var, yakın akrabalar arasında AH mevcut, vakaların yüzde 5-10’u böyledir. Yüzde 90’lık vaka grubunda genetik yatkınlıktan bahsedilmiyor. Yani ”ailemde var bende de olur mu?” sorusunun yanıtı, eğer vaka erken başlangıçlı ise yüzde 50 olasılıktan bahsediliyor.
Kafa travmaları; tekrarlayan mikro kafa travmaları ve büyük kafa travmaları sonrasında 5-7 yıl içinde AH için risk teşkil eder. Kan beyin bariyeri dediğimiz beynin koruma mekanizması travmalarla bozulduğu için AH ortaya çıkabilir.
Nörotoksinler (beyni etkileyen zehirler); kimyasal maddeler, endüstriyel boyalar, solventlerle uğraşan meslek gruplarında AH görülme sıklığı yüksek bulunmuş. Türkiye’de dahil birçok ülkede gıdalarda bulunan gulutamat (cips, gofret gibi hazır gıdaların lezzetini arttırıcı olarak kullanılıyor) beynin bazı bölgelerinde birikmiş olarak saptanmış. Hava kirliliği, fabrika atıkları, alkol, yoğun sigara kullanımı da risk faktörlerindendir.
Damarsal hastalıklar; yaşlılık döneminde geçirilen kalp krizleri AH’ı tetikleyebilir.
Bağışıklık sistemindeki problemler; Alzheimer hastalığına yol açabileceğiyle ilgili görüşler var.
Troid hastalıkları; Alzheimer hastalığı için bir risk faktörü olabilir.
Kronik depresyon; son çalışmalarda bir risk faktörü olarak karşımıza çıkıyor.
Eğitimsizlik; bir risk faktörü. Eğitim seviyesi yüksek toplumlarda AH daha az görülüyor.
Östrojen eksikliği; östrojen kullanan kadınların AH riski biraz daha düşük deniliyor.
Peki AH ortaya çıktığında erken ve ilerleyen dönemde nasıl bir tablo bizi bekliyor.
Erken dönemde hasta işe başlamakta isteksiz, ilgisiz, yetersiz olabilir. Sanki beceriksizleşmiş gibidir, ifadesi donuk olabilir ya da hırçın veya gereksiz neşeli olabilir. Özellikle yakın hafızada kayıplar ortaya çıkar. Eski bilgiler hatırlanırken yeni bilgiler kaydedilemez. Bu konu hasta yakınları için şaşırtıcı olabilir. “40 yıl önceyi bile hatırlıyor, benden iyi hafızası var” şekilde düşünmesine yol açabilir. Oysa hastada yeni bilgileri kaybedilirken eski bilgiler yoğunluklu olarak gündeme gelmektedir. En erken bulgu hafıza kaybıdır. Hasta unutmaya başlamıştır. Ama henüz sosyalliği bozulmadığı için unutkanlığı esprilerle veya başka konuya atlayarak kapatır.
”Aşkolsun! bana bu basit soruyu mu sordun?” diye sizi refüze eder, yuvarlak bir cevapla ya da espriyle geçiştirir. Bu da hasta yakınları için tuzak tabi. Hasta öyle güzel unutkanlığını saklar ki doktora gitmek gecikebilir.
Apraksi dediğimiz beceriksizlik ev içi aktivitelerde kendini belli eder. Yemeğini yaparken, örerken, namazını kılarken sorunlar yaşamaya başlar. Bu sırada hastanın umursamaz görünmesi de AH lehinedir.
Yavaş yavaş kendine özensizlik başlar, ev içi işlerde elinden düşürme, yemeği yakma gibi kazalar olur, kaybolmalar başlayabilir. Konuşma bozukluğu nispeten daha ileri dönemler de olur. Depresyon, hayal görmeler (halüsinasyon) idrar ve gaita kaçırma, aşırı konuşma ya da tam tersi aşırı bir sessizlik olabilir. Yani ilerleyen dönemde davranışsal bozukluklar ve hastanın kendi kendini idare edememesi tabloya hakim olur. Hastaya refakat etmek yetmeyebilir, gün geçtikçe bakıma muhtaç hale gelir. Ailesini tanımaması, beslenme problemleri her şeyi daha da zor hale getirir.

 

Uzm. Dr. Bengi Bahar Demirbağ
Baypark Hospital
Nöroloji Uzmanı

Tarih: 17 Mart 2023 Cuma    Hit: 1406

Fotoğraflar
  • #
  • #
Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol