26 Mart 2026 Perşembe   

Av. Ali KAHRAMAN / Avukat / Hukukçu Gözüyle /

SEBEB-İ TELİF

 

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
yaprakla yağmurun aşkı meselâ
kim olsa serpilen coşturuyor bizi
imreniyoruz başkalarının mahvına.
Yağmur mahvoluyor çarparak
kendini parçalıyor mâşukunun açılan kıvrımında
yaprak dirimle irkiliyor nazlı ve mağrur
silkiniyor vuran her damlayla.
Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
bakıp başkasının başkayla kurduğu bağlantıya
aşka dair diyoruz ilk anı bu olmalı
ilkönce damarlarımızda duyuyoruz çağıltısını uzak iklimlerin
kokusu gitmediğimiz şehirlerin önceden
bir baş dönmesiyle kabarıyor hafızamızda
sonra ayrılıklar düşüne dalıyoruz:
Bize ait olan ne kadar uzakta!

Başkalarının aşkıyla başlıyor hayatımız
ve devam ediyor başkalarının hınçlarıyla
düşmanı gösteriyorlar,ona saldırıyoruz
siz gidin artık düşman dağıldı dedikleri bir anda anlaşılıyor
baştan beri bütün yenik düşenlerle aynı kışlaktaymışız
incecik yas dumanı herkese ulaşıyor
sevinç günlerine hürya doluştuğumuzda tek başınayız.
                                                 İSMET ÖZEL

 Dünya başka bir aleme doğru evriliyor. SAnki İsrafil bir dağın ardından Sur’a üflemek için bekliyor. Ancak bizler  bütün bu olan bitenden mazlum ve kahraman bir milleti sorumlu tutuyoruz. ama onlar ile başlayan cümleler kurarak katil Amerika ve İsrailin vahşetini meşrulaştırmanın peşine düşüyoruz. Çünkü başkalarının ( güçlü ve Zalimin ) aşkı bizi sarhoş etmiş durumdadır. Oysa o inandığımız Allah (c,c) ; Müminler ancak kardeştirler, ( Hucurat 10. Ayet ) demek sureti ile bizim aramızdaki hukuku temellendiren bir nokta koymuştur. Allah, çoğul bir ifade kullanarak bütün Müslümanların kardeş olduğunu belirtmiştir.
Bu vahşet ortamında bizler Şia ile Ehli Sünneti en olmayacak zamanda yarıştırıp kavga ettiriyoruz. 
Mevcut savaş ortamı, İsrail ve ABD’nin iradesiyle Türkiye’nin savaşın içine çekilmeye çalışılacağının sinyallerini veriyor. Bu hiç istemeyeceğimiz Türkiye ve İran’ın karşı karşıya gelmesi durumunda savaşın, sünni- şii mezhep savaşına dönüşmesi söz konusu. Bu durum şer ekseninin öteden beri arzu ettikleri bir varış yeri olur. Türkiye sosyolojisine etki eden cübbeli ehli sünnet algı yöneticileri, İsrail ve ABD’nin öncülük ettiği bu şer ekseni ile aynı dili konuşarak Müslümanların ümmet çatısı altında birleşmesinin imkanlarını dinamitlemeye çalışmaktadırlar. Yüzyıllardır aynı argümanlar üzerinden toparlanmanın önünde barikat oluşturuyorlar. 
Sarıklı- sakallı Mossad ajanı din adamları İran’da sahabelere sövmenin en makbul ibadet olduğunu anlatırken, bunlar da burada, yeri mi zamanı mı demeyip, Şiilerin hepsini bir torbaya koyup tertemiz Aişe Annemize sövmekle itham ediyorlar.
Merhum Hamaney “İslami Birliği” adlı kitabında, ümmet coğrafyasının büyük kısmında, Allah’a iman edilirken, tağutu inkâr konusunda bilinç olmadığını vurguluyor. “Geçmiş geçmiştir” diyerek Ümmetin vahdetini salık veriyor. Müslümanların bir kısmının hürmet ettiği sahabe, Hz. Aişe gibi şahsiyetlere, diğerlerinin hakaret etmesinin haram olduğu fetvasını Şia’nın en yetkili ağızı olarak özellikle Şiilere hitap ettiği her ortamda dile getirdiği gibi kitabında da vurguluyor. 
Dolayısı ile bizler Müslümanların aşkı yerine hristiyan ve yahudilerin aşkına talip olarak bir yere gidemeyeceğimizi, onların dinine girmedikçe bizi sevmeyeceklerini bilerek bu olayları değerlendirmeliyiz.

Tarih: 25 Mart 2026 Çarşamba    Hit: 1263




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol