21 Ocak 2026 Çarşamba   

Can Kaan SAĞLAM / Sporun Dili / Basketbol Antrenörü / Eğitmen

TÜRKİYE’DE SPOR: POTANSİYEL BÜYÜK, PLAN KÜÇÜK

 

Türkiye’de spor konuşmayı sevdiğimiz ama geliştirmekte zorlandığımız alanların başında geliyor. Maç günleri sokaklar dolup taşıyor, galibiyetlerde bayraklar asılıyor, yenilgilerde ise topyekûn hayal kırıklığı yaşanıyor. Ancak bu duygusal bağlılık, ne yazık ki kalıcı sportif başarıya dönüşemiyor.
Sorun sporcu eksikliği değil. Türkiye genç bir ülke. Yetenek var, enerji var, istek var. Eksik olan şey ise sistem.
Spor hâlâ sonuç odaklı
Türkiye’de spor hâlâ “kazandığın sürece varsın” anlayışıyla yürütülüyor. Bir takım birkaç maç kaybettiğinde teknik ekip değişiyor, altyapı projeleri rafa kalkıyor, genç sporcular gözden çıkarılıyor. Oysa spor uzun vadeli bir iştir. Avrupa’da 10 yıllık planlar yapılırken bizde sezonluk hedeflerle yol alınmaya çalışılıyor.
Bu anlayış, altyapının gelişmesini de engelliyor. Altyapı, birçok kulüp için bir vizyon değil; mecburi bir yük olarak görülüyor.
Okul ve spor birbirinden kopuk
Bir diğer önemli sorun, okul ile sporun hâlâ yan yana yürüyememesi. Sporcu çocuklar “ya ders ya spor” ikilemine mahkûm ediliyor. Oysa gelişmiş ülkelerde spor, eğitimin doğal bir parçası. Bizde ise beden eğitimi dersleri çoğu zaman formaliteye dönüşmüş durumda.
Bu kopukluk, özellikle 12–18 yaş aralığında binlerce yeteneğin spordan tamamen uzaklaşmasına neden oluyor.
Futbolun gölgesinde kalan sporlar
Türkiye’de spor denince hâlâ akla tek bir branş geliyor: Futbol. 
Elbette futbol önemlidir ama her şeyi onun üzerine inşa etmek büyük bir hata. Basketbolda, voleybolda, güreşte, atletizmde ve bireysel sporlarda potansiyelimiz yüksek. Ancak bu branşlar yeterli ilgi ve yatırım göremiyor.
Oysa sporun yayılması, başarının tek bir alana bağımlı olmaktan çıkmasıyla mümkündür.
Nasıl geliştirilebilir?
Öncelikle spor, günlük tartışmaların değil uzun vadeli bir devlet politikasının konusu olmalı.
• Okullarda spor altyapısı güçlendirilmeli ve yetenek taramaları sistemli hâle getirilmeli.
• Altyapı antrenörlüğü profesyonel ve saygın bir meslek olarak yeniden konumlandırılmalı.
• Yerel yönetimler spor tesislerini vitrin değil, üretim alanı olarak görmeli.
• Kulüpler, kısa vadeli başarı yerine sürdürülebilir gelişimi hedeflemeli.
Ve en önemlisi, sporcuya sadece madalya kazanan bir araç olarak değil; iyi bir birey olarak bakılmalı.
Sonuç
Türkiye’de sporun sorunu yetenek değil, sabırdır. Plan değil, istikrardır. Eğer günü kurtaran kararlar yerine geleceği inşa eden bir anlayışı benimseyebilirsek, spor sadece tribünlerde değil; sahada, kürsüde ve dünyada da karşılığını bulacaktır.

Tarih: 20 Ocak 2026 Salı    Hit: 1156




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol