15 Nisan 2021 Perşembe   

Cemil SAĞLAM / Gazeteci Yazar / Basın Tribünü

WHATSAPP MI, BİP Mİ, TELEGRAM MI?

 

MODERN hayatın içindeyseniz, hele de bizim gibi medya çalışanıysanız anlık iletişim programlarından kaçışınız yok. Bu sıralar telefonuma sürekli "...Telegram'a katıldı" mesajları alıyorum. WhatsApp'tan kaçanlar Telegram ve Bip'e sığınıyor.
• WhatsApp'ın kullanım kolaylığı hiçbirinde yok.
• Bip'in güzel tarafı yerli olması. Onun dışında diğerlerinden farklı bir numara göremiyorsunuz. Mesajlaşma için iyi ama sosyal medya kanalı olarak deneyimlenmemiş.
• Telegram'ın hem sosyal medya hesabı hem anlık mesajlaşma özelliğinin bulunması, büyük dosya gönderilebilmesi, gönderinin daha sonra düzeltilebilmesi, mesajların daha sıcak hissedilmesi bir adım öne geçiriyor. Hem Bip hem Telegram'da canlı yayın seçeneğinin bulunmaması ortak eksiklik.
***
EKMEK KAVGASI
Malum İBB yönetimi 'yetmiyor' diyerek yeni büfeler açmak istedi. AK Parti grubu "Büfeleri örgütlere peşkeş çekeceksiniz, gazilere ve şehit yakınlarına verirseniz olur" dedi.
Bunun üzerine belediye 40 yere mobil satış büfesi koydu. İBB'nin "araçlarla dağıtacağız" açıklamasından bir gün önce Tarım ve Orman Bakanlığı bir genelge yayınladı. Genelgede konutlarda yapılan ekmeklerin satışıyla ilgili düzenleme yer alıyordu.
Fakat CHP'liler "Bakanlık İBB'nin mobil büfelerle ekmek satışını yasakladı" diye sosyal medyayı yıktı. Akşam 21.00'de başlayan mesaj bombardımanı gece yarılarına kadar sürdü.
İktidarın ne halk düşmanlığı kaldı, ne ekmek... Sanki Halk Ekmek'i kuranlar o eleştirdikleri adamlar değilmiş gibi...
Gece saat 02.00 sularında Bakanlık "Genelgenin bununla alakası yok" diye açıklama yaptı. Tartışma başladıktan beş saat sonra... Devlet ajansı da açıklamayı sabah servis etti. 12  saat sonra. Hakikat ortaya çıktı ama iş işten geçti.
Artık gündem masaları akşam Twitter'da kuruluyor. Sizin doğru olmanız yetmiyor. Hızlı refleks göstermeyen kaybediyor. Onun için milletin kafasındaki soruları anında gidermez, sosyal medya furyası derseniz atı alan Üsküdar'ı geçer.
***
KALİTELİ İÇERİK ÜRETEN KAZANIR
Aydın Doğan medyadan çekildiğinde "dijitalleşme hızlanacak" diye yazmıştım. Gerçekten öyle oldu.
Koronavirüs pandemisi geleneksel medyadaki dijitalleşme sürecini en az beş yıl öne çekti.
Gazeteler iki yüz yıllık tarihinde ilk defa evlerde hazırlanıyor, televizyonlar ve ajanslar dönüşümlü asgari kadro ile yayın yapıyor, internet portalları home ofis yönetiliyor...
Peki, 2021'de ne olur? Herhâlde aşının bulunmasıyla rahatlama yaşanır. Fakat eskiye dönüş zor.
-Medyada gazeteden televizyona, televizyondan sosyal mecraya evrilişin hikâyesi şu oldu: Oku düşün-izle öğren-bak eğlen... Her şeyin eğlenceye döndüğü ortamda gazetelerin mevcudu muhafaza etmesi en büyük kâr olur.
-İnsanların eve tıkılması televizyon izleme sürelerini artırdı. Televizyonlar medya yatırımlarında aslan payına sahip. Fakat bu durum kalıcı değil.
-Birçok haber portalı hâlâ geleneksel medyadan besleniyor. Kendi kadro ve dilini oluşturan az. Yakın geleceğin haber dilini, videolar belirleyecek.
-Dönüşümden en çok etkilenen eğlence ve sinema sektörü oldu. Sinema solanlarının kapanması eğlenceyi cebe yöneltti. Sektöre yeni yılda yeni oyuncular katıldı. Acun Ilıcalı'nın Exxen'i, Gözde Akpınar'ın Gain'i, Netflix ve Blu TV'ye rakip oldu. Netflix gibi global bir şirketin karşısına yerel aktörlerin çıkması önemli. Fakat düşük bütçeli kalitesiz yapımlarla biraz zor. Yapımcılar salonların açılması umuduyla hâlâ büyük işleri ellerinde tutuyor.
-2020 kalemlerin göç yılı oldu. Köşe yazarları "çoluk çocuğun" elinde büyüyen YouTube'u keşfetti. YouTuber gazeteci sayısı patladı. Cüneyt Özdemir'in öncülük ettiği alanda Adem Metan röportajlarıyla Ardan Zentürk analizleriyle ön plana çıkıyor. Bilhassa Adem Metan'ın keyifli sohbetleriyle yılın en çok sivrilen YouTuber olacağını tahmin etmek güç değil. Tabii böyle giderse... Yavuz Oğhan, Çağlar Cilara, Murat Yetkin de YouTube'da varlık gösteren muhalif kesimin önemli isimlerinden.
-Bu çerçevede mahallenin tanınmış yüzlerinden Serdar Tuncer "Mymecra" ile farklı bir format oluşturdu. Tuncer, YouTube ile televizyon karışımı bir akıma öncülük edebilir. Neticede ister gazete olsun ister televizyon isterse sosyal medya. Önemli olan muhteva. Kaliteli içerik üreten kazanır.
***
FARKINDAMISINIZ?
Bir toplumu çökertmek istiyorsanız
Önce ev hanımlığını ve anneliği değersizleştirin ki evde ana kalmasın. Evde ana kalmayınca  nesiller televizyonun ve internetin emzirip büyüttüğü ruhsuz, kimliksiz ve merhametsiz nesiller olarak yetişsin.
Bir toplumu yıkmak istiyorsanız
O toplumun babalarını borca, kredi kartı batağına, geçim derdine, işsizliğe ve açlığa mahkûm edin ki ne eşlerine, ne evlatlarına, ne de ailelerine ayıracak vakitleri kalsın. Taksit ödemekten, kirayı denkleştirme derdinden, çocuklarının okul masraflarını düşünmekten başka bir şey düşünmeye mecalleri kalmasın…
Bir toplumu çürütmek istiyorsanız
Zinayı kolaylaştırıp evliliği zorlaştırın ki nesiller, flörtün, ahlaksızlığın pençesinde eriyip gitsin. Aile politikalarıyla, nafaka kanunlarıyla, pozitif ayrımcılıkla aileye darbe üstüne darbe indirin ki toplumun çekirdeği çürüyüp gitsin…
Bir toplumu mahvetmek istiyorsanız
Öğretmenleri itibarsızlaştırın ki öğrencileri bile onları ciddiye almasın ve onların üzerinde hiçbir yaptırımları kalmasın. Velilerin fırçaladığı, talebesinin hakaret ettiği, yöneticisinin kıymet vermediği sıradan memurlara dönüşsünler. Sonunda ne bir nesil yetiştirebilecek heyecanları, ne toplumu ıslah edebilecek aşkları, ne de zorluklarla başa çıkabilecek azimleri kalsın.
Bir toplumu perişan etmek istiyorsanız
O toplumu dizilerden, yarışma programlarından, yemek, evlilik ve magazin programlarından başlarını kaldıramayacak hale getirin ki gerçek hayatla bağları kopsun. Diziler vesilesiyle ahlaksızlığı yasak aşk, zinayı seviyeli birliktelik, adatmayı sıradan bir iş olarak gösterin ki toplumun temelleri sarsılsın.
Artık oturup rahatlıkla kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Çünkü hedefinize ulaşmışsınız demektir.

***
Enteresan bilgiler
• Türkiye'de Barış ismini ilk olarak Barış Manço almıştır...
• Psikologlara göre yalnızlık hissi, kimse sizi takmadığında değil, ilgisini beklediğiniz kişi sizi hiç takmadığında oluşur.
• Steve Jobs Suriyelidir. Babası Abdulfattah Jandali adlı Suriyeli Arap'tır ve Jobs'u evlatlık vermiştir.
• Mesele kendini geliştirmekte, Walt Disney, Bill Gates, Mark Zuckerberg, Henry Ford, Thomas Edison ve Steve Jobs... İsimlerini okuduğunuz bu mucitlerin hiç birinin üniversite diploması yoktur.
• Her insanin dilinin izi de parmak izi gibi farklıdır.
• Çok şiddetli hapşıran birinin kaburgalarından biri kırılabilir.
• Esnemek uykunuz olduğu anlamına gelmez, vücudunuzun daha fazla oksijene ihtiyacı olduğu anlamına gelir.
• Kıta isimlerinin hepsi aynı harfle başlayıp aynı harfle biter.
• Okuryazar oranı en yüksek iki kıta, Avrupa ve Güney Amerika’dır. Bu kıtalarda her ülke, yüzde 95-100 arası okur-yazar oranına sahip. Finlandiya, Grönland, Kuzey Kore, Liechtenstein, Lüksemburg, Norveç ve Vatikan’da okuma yazma bilmeyen ‘bir kişi’ bile yoktur!

Tarih: 12 Şubat 2021 Cuma    Hit: 4656




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol