Anal fissür, makat çatlağı veya yırtığı diye adlandırdığımız bu hastalık
makatın hemen çıkımında küçük bir yırtık veya yaradır. Uzun süren kabızlık ve
ishal atakları sonucu oluşur ve akut dönemde makatı tahriş eden kabızlık ve
ishal ataklarının devam etmesi acı, ekşi, nar gibi küçük çekirdekli gıdaların
tüketilmesi ile de iyileşmesi bir hayli zor hale gelir. Hastalar tuvalete
çıktıklarında cam kesiyormuşçasına ağrı hissedeler. Bazıları bunu yanma olarak
tarif edebilir. Bu ağrı tuvaletten birkaç saat sonrasına kadar sürebilir.
Tuvalet kağıdına bulaş şeklinde kan da görebilirler. Genellikle bu cam kesiği
gibi ağrılı tuvalete çıkma durumu hastayı perişan eder. Ağrı insanı uyaran,
alarma geçiren, sıkıntı veren durum için bir şey yapma ihtiyacı hissettiren en
önemli histir. Hastalar tuvalete çıkmamak, bu ağrıyı yaşamamak için yemek
yemeye korkarlar. Bu dönemde ağrıya katlanmayıp bu konuda uzman bir genel
cerraha gidenler şanslıdır. Muayenede kalçaların kibarca ayrılması ile
genellikle erkeklerde posterior, kadınlarda ise anteriorda fissür tespit
edilir. Özellikle akut evrede ciddi ağrı nedeniyle parmak muayenesi dediğimiz
rektal tuşe neredeyse imkansızdır. Hasta muayene masasında bayılacak kadar ağrı
duyabilir. O yüzden bu muayeneyi tedavi sonrasına bırakmak uygun olacaktır.
Tanı için o bölgenin hekim tarafından görülmesi yeterlidir. Bu akut dönemde
diyet düzenlenmesi, kabızlık problemi çekenerde gayta yumuşatıcılar ve ağrıyı
azaltıcı kremlerle tedavi çok kolaydır. 2-3 günde hastanın ağrıları azalır,
günlük işlerini daha rahat görebilir hale gelir. İyileşme süresinin uzadığı ve
8 haftayı geçen fissürlerde kronikleşmeden söz edilir. Kronik makat çatlağı
olan hastalarda sıklıkla ‘fissür triadı’ adı verilen üçlü bir belirti görülür.
1. Makat derisinde bir meme bulunması ki,
buna nöbetçi meme, ‘sentinel pile’ veya ‘skin tag’ adı verilir.
2. Kalınlaşmış çatlak kenarlarının
tabanında iç makat kasının lifleri görülür.
3. Makat çatlağının üst kenarında, büyümüş
papilla adı verilen kıl ve ter bezi (hipertrofik anal papilla) görülür. Kronik
fissürlerde genellikle ağrı daha azdır, rektal tuşeyi tolere edebilirler ayrıca
diğer rektal patolojileri dışlayacak kolonoskopi bu hastalara uygulanabilir.
Anal fissürün ilk tedavi seçeneği
ilaçlardır. Bunlar kabız olanlarda gayta yumuşatıcı ilaçlar. Lokal ağrıyı
kontrol altına almak için de lokal nonsteroid preperatlar, lokal anestezikler
ve organik nitratlardan oluşan çeşitli merhmeler ve fitillerdir. Kronik
fissürlerin yaklaşık yarısı ilaç tedavisi ile iyileşmez bunlar için cerrahi
tedaviler gündeme gelir.
Şimdi bu hastalığın oluşumuna bir bakmak
lazım. Sebep her ne olursa olsun uğraştığımız hastalık temel olarak ciddi ağrı
duyusu olan bir bölgede iyileşmeyen bir yaradır. Amacımız vücudumuzun diğer
bölgelerinde olduğu gibi bir şekilde bu yaranın iyileşmesini sağlamaktır. Yara
iyileşmesinde o bölgenin kanlanması çok önemlidir. Kanlanma olmayan dokular
iyileşemezler. Makat bölgesinde oluşan ciddi ağrı, internal sfinkter kası
dediğimiz iç makat kasında spazm ile kanlanmanın bozulmasına yol açmaktadır.
Cerrahi tedavi de işte tam burayı hedeflemektedir. En yaygın olarak kullanılan teknik lateral
internal sfinkterotomidir. Bu tekniğin temeli, iç makat kasının (internal anal
sfinkterin) cerrah tarafından kesilmesi prensibine dayanır. Ameliyat sıklıkla
belden uyuşturma (spinal anestezi) veya genel anestezi ile gerçekleştirilir. Bu
cerrahi müdehale sonrası hastaların şikayetlerinde %90 oranında düzelme
görülür. Ameliyat sonrasında Makatta ağrı sıklıkla birkaç gün içinde ortadan
kalkar. Hasta ortalama 3-4 gün içinde işine geri dönebilir. Tam iyileşme birkaç
hafta içinde olur.
Günümüzde bu cerrahiye alternatif olarak
daha az invaziv ve poliklinik şartlarında uygulanabilecek olan bir yöntem olan
botilinium toksini enjeksiyonu tercih edilmeye başlanmıştır. Bu yöntem de temel
olarak cerrahi ile aynı mantıkla lateral internal sfinkter kasını gevşetip
rahatlatmayı hedeflemektedir. Bunu kası keserek değil de 6 aylığına geçici
olarak paralize ederek sağlamaktadır. Botoks tedavisinin avantajlarına bakacak
olursak
1- Botoks uygulamasında kaslar kesilmediği için uzun dönem gaz gayta
kaçırma riski yoktur.
2- Ameliyathane gerektirmez, muayenehane veya poliklinik
koşullarında yapılır.
3- İşlem sonrasında günlük aktiviteye aynen devam
edilir.
Tedavi sonrası hastalığın tekrarını önleme
adına yeme içme alışkanlıklarımıza dikkat etmek gerekir. Bol sıvı almak, lifli
gıdalar ve bol salata tüketmek, kabızlık ve ishal ataklarından korunmak
önemlidir. Özellikle baharatlı gıdalar, acı biber, isot, turşu, nar ve çekirdek
gibi gıdalardan kaçınmak gereklidir.
Hiçbir hastalığınızın olmadığı, huzur ve
mutluluk dolu sağlıklı günler diliyorum.