30 Haziran 2022 Perşembe   

Necmettin Sönmez / Sonart Yön. Kur. Bşk. / Üretim Kanadı

ÜRETİM VE HAM MADDE

 

Merhabalar, saygıdeğer Paşavizyon okurları. Dünya üzerinde ağır hasarlar bırakan Pandeminin etkilerini yavaş yavaş atlatıyordu ki, iki Karadeniz komşumuz Rusya ve Ukrayna arasında savaş başladı. Dünyada ticareti ve sanayiyi yönlendiren çok uluslu şirketler, sanayi kuruluşlarına en kısa iki, üç yıllık planlama yaparlar ve gelecek yıllardaki olaylara ve gelişmelere göre şirket politikalarını belirlerler fakat ön görülemeyen bu olaylar bütün programları gelecek planlarını altüst etti. Bir de Ukrayna ve Rusya beslenme ve ham madde yani madenler konusunda, dünyanın önemli tedarikçileri olunca bütün gelecek planları altüst oldu. Üretimler yavaşladı hatta bazı yerlerde durdu. Dolayısı ile de bitmiş ürün fiyatları bütün ortalamaların üstüne çıktı. Bütün yapılan planlar da öngörülerde yeniden revize edilme zorunluluğu doğdu.
Sanayiyi destekleyen ana ham madde ihtiyacını dışarıdan ithalat ile karşılayan Türk sanayisinin durumu daha da vahim.  Bütün ülkeler olması gerektiği gibi, öncelikle ham madde konusunda kendi ülkelerindeki sanayilerini destekliyorlar, eğer kalırsa dış ülkelere satmayı tercih ediyorlar, yani ham maddeyi bulmak büyük bir problem. Ham maddeyi aldın transferi daha büyük bir problem. Dünya üzerindeki navlun ücretleri bazı yerlere göre dört beş misli artmış durumda. Bu durumda üretimin sürdürülebilmesi inanın çok zor. Bunun bir de finans yönü var,  tabi ki.
Sanayinin olmazsa olmazı ham madde, dünya üzerinde belli başlı bazı ülkelerin tekelinde. Ana maden veya petrol birçok yerde elde edildiği halde bunların işlemesi sanayiye uygun hala getirilmesi bu tekellerin inisiyatifinde. Mesela demir cevheri birçok ülkede çıktığı halde kaliteli üretimi belli başlı birkaç ülkede yoğunlaşıyor, petrol, dünyanın birçok yerinde çıktığı halde sanayiyi destekleyen, petrol kimya ürünlerini üreten tesisler yine sayılı ülkeler tarafından üretiliyor. Krom cevherini Türkiye’den alsan Japonya, bu madeni işleyerek misli misli fiyatına alıyor, tekrar bize satıyor. Düşünebiliyor musunuz? Dünyanın bir ucundan Japonya bizim madeni işleyerek dünyanın parasını kazanıyor ve sanayide sayılı ülkeler arasına geçiyor. Demek istediğim! Sanayiyi besleyen ham maddeleri üretmek için ille de yer altı veya yer üstü madenlerine sahip olmak gerekmiyor. Madeni işleyecek teknolojiler geliştirildiğinde, maden sizin ayağınıza geliyor. Bu teknolojileri geliştirmek yatırımlarını yapmak devlet politikaları ile olabiliyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığını elde etmesi için o zamanki kısıtlı imkanlara rağmen devlet eliyle birçok yatırım yapılacak, zaruri ihtiyaçları karşılayacak fabrikalar kurulmuştur. Demir işletmeleri, şeker fabrikaları Sümerbank, Devlet Demir Yolları daha sonraları Petkim, çimento fabrikaları, Traktör ve lokomotif fabrikaları gibi.
Günümüzde Türkiye’de ne yapılıyor, biliyor musunuz? Bütün imalat sektörü ithalata mahkum bırakılmış. En basitinden her yıl binlerce motorinle çalışan araba imal edildiği halde, elektrik üretim santrallerinin bir kısmı motorinle çalıştığı halde, Türkiye de harcanan motorinin tamamı ithal ediliyor. Türkiye’nin her yerinde kömür madeni var, kömür ile elektrik üreten santraller ithal kömüre mahkum edilmiş. Petro kimya tesisleri elli yıl öncesi kapasitelerinde üretim yapıyor. Hatta bazı üretimleri kapatmış durumdalar.
Kaynaklarımız sonsuz alt yapımız, mevcut, yetişmiş insan kaynağın da var. Tek yapılacak iş önceliklerimizi belirleyip planlı bir şekilde kaynaklarımızı doğru ve yararlı yönde kullanmalı. Sanayiyi ithalata mahkumiyetten kurtarmalı. Şu andaki kısır döngüyü kırmalı. Sanayici ne kadar çok üretirse o kadar çok ithalata gerek duyuluyor. Bu da bir o kadar çok cari açık artışı demek oluyor. Yapılacak iş çok basit, popülist politikalardan vaz geçip, gerçekçi yatırımlarla sermayenin can suyu, ana ham maddeleri üreten tesisleri oluşturmak. Bunların ne oldukları devletin arşivlerinde istatistiklerle bellidir.   
Değerli okurlar, on bir ayın sultanı Ramazan ayına girdik. Herkese sağlıklı, bereketli Ramazanlar, arkasından da huzurlu bayramlar diliyorum.
Hoşça kalın, saygıyla kalın değerli okurlarım.

Tarih: 18 Nisan 2022 Pazartesi    Hit: 1744




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol