05 Ağustos 2021 Perşembe   

Ömer BERK / Genç Bakış / Tarihçi / Yazar

OSMANLI'DA KÜLLİYE KÜLTÜRÜ: FATİH KÜLLİYESİ ÖRNEĞİ

 

BUGÜN sınırları içerisinde yaşadığımız devlet Osmanlı'nın varisi bir devlettir. Osmanlı fiilen yaşamıyor olsa bile Osmanlı zamanından kalma pek çok kurum (Jandarma, Emniyet, İtfaiye, Sayıştay), gelenek, Osmanlıca kökenli çok sayıda kelime halen varlığını sürdürmektedir. Osmanlı her şeyi ile bizlere aittir ve Osmanlı’yı tanımak hepimizin görevidir. Bu hususa olan inancımdan ötürü bu yazımda Osmanlı kültürü ve sosyo-iktisadi yapısının önemli unsurlarından birisi olan külliyeler ile ilgi bir yazı kaleme almaya karar verdim.
Külliyeler meselesi 624 yıllık Osmanlı tarihinde uzun bir anlatıma sahiptir. Ancak bu yazımda bu meseleyi Fatih Külliyesi özelinde özet olarak anlatacağım. Fatih Külliyesini anlatmadan önce hakkında iki önemli hususu zikretmek gerekir: birincisi, bu külliye Fatih Sultan Mehmet'in 1453'te Istanbul'un fethine müteakiben inşa olunduğu için Türk idaresinden sonra başlayan sürecin en eski eserlerinden biri olduğu, ikincisi, Fatih Sultan Mehmet'in bu külliyeyi fethin sembolü olarak gördüğüdür. Bu iki önemli hususu zikrettikten sonra külliyenin genel yapısını anlatmaya çalışacağım.
Gerek Osmanlı olsun, gerekse diğer Müslüman Türk devletleri olsun Türkler tarafından inşa olunan külliyelerin en belirgin özelliği bir caminin etrafında konumlanmış olmasıdır. Fatih Külliyesi ise Fatih Camisinin etrafında konumlanmıştır. Bu külliye Osmanlı'nın eğitim hayatında oldukça önemli bir yere sahip olan ve pek çok bürokratı yetiştiren "Sahn-ı Seman" medreselerine ev sahipliği yapmıştır. Fatih Külliyesi bünyesinde "Darüşşifa" olarak bilinen ve hem hastaların tedavisi, hem de hekim yetiştirmek için inşa olunmuş bir yapı da bulunmaktaydı. Darüşşifa'da günümüzde Başhekime karşılık gelen "Tabib-i Evvel", ve bu görevlinin yardımcısı olarak çalışan "Şakirdler" görev yapmaktaydı. Bunlardan hariç Fatih Külliyesi bünyesinde İmarathane, Muvvakithane, Dar'ül Talim, gibi yapılar da mevcut idi. Bu yapıların işlevinden şu şekilde bahsedilebilir: imarathaneler fakirler ve yolcuların belirli bir süreye dek yemek ve barınma ihtiyacını karşılardı. Muvakkithane de namaz vakitlerinin tayin olunmasını sağlardı. Dar'ül Talim ise ilkokul düzeyinde eğitim verirdi.
Fatih Külliyesinin  genel yapısını anlattıktan sonra nasıl yönetildiği ve finanse edildiğine de kısaca değinmek istiyorum. Fatih Külliyesi ''mütevelli'' adı verilen bir yönetici tarafından yönetilmekte, ''nazır'' adı verilen bir görevli tarafından faaliyetleri denetlenmekteydi. Fatih Sultan Mehmet için bu külliye fethin sembolü olduğu için oldukça büyük bir öneme sahipti. Bundan sebep Fatih Sultan Mehmet bu külliyenin ilk mütevellisini kendi vezirlerinden birisinden seçmiş, denetleme faaliyetlerini bizzat gerçekleştirmiştir.  Prof.Dr. Fahri Unan “Kuruluşundan Günümüze Fatih Külliyesi” isimli kitabında külliyenin  finansmanı için 14 köy ile 73 hamamın gelirlerinin ve bazı gayrimüslimlerden alınan cizye vergilerinin tahsis olunduğunu bildirmiştir. Ayrıca külliyenin gelirlerinden bazı fakirlere yardım yapılmış ve bazı emekli yeniçerilerin maaşları ödenmiştir. Osmanlı kültür tarihinde oldukça önemli bir yere sahip olan külliye kültürünü Fatih Külliyesi özelinde anlatmaya çalıştım.
Külliyeler Osmanlı imparatorluğunun pek çok yerinde mevcut olmakla birlikte sosyo-iktisadi hayatın sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi adına oldukça önemli bir rol üstlenmiştir.

Tarih: 09 Nisan 2021 Cuma    Hit: 3566




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol