13 Ağustos 2022 Cumartesi   

Naser ŞİMŞEK / İnşaat Mühendisi / Teknik Bakış

MANDA VE HİMAYE

 

Türk milleti 1919’da Sivas’tan dünya’ya seslenmişti. “Manda ve Himaye kabul edilemez...”
Tarihte güçlü devletlerin zayıf ve güçsüz durumda bulunan diğer devletleri koruma bahanesiyle himayesi altına alan birçok devlet bulunmaktadır. Güçsüz devletler bu duruma karşı koyamayarak zamanla güçlü devletlerin içinde yok olup gitmişlerdir. Manda ve himaye kavramları bir devletin kendi hakkını kendisinin değil de başka devletlerin eline bırakması olarak ifade edilmektedir. Başka devletlerin manda ve himayesine girmek isteyen devletler en baştan bağımsızlıklarını kaybetmiş devletler olarak tanımlanır.
Mandacılık özellikle 1. Dünya Savaşından sonra ortaya çıkmış bir kavram olarak değerlendirilebilir. Güçsüz olan devletler ülkelerini yönetmeyi bırakarak güçlü olana kadar başka devletlerin mandası olmayı kabul ederler.
Manda ve himaye kavramları devletler arasındaki çıkar çatışmaları sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu durumun bir sonucu olarak güçlü devletler daha da güçlenmişler zayıf devletler de daha da zayıflayarak kendi haklarını arayamaz hale gelmişlerdir.
“Manda ve Himaye kabul edilemez” ne demektir?
Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü ile beraber Türkiye’de manda fikrinin ilk kez reddedildiği yer Erzurum Kongresidir. Mustafa Kemal Atatürk manda olmanın bağımsızlığı yok edeceğini söylemiştir. Hatta Atatürk’ün “Manda ve himaye kabul edilemez” beyanına istinaden Amerikan mandası olmak fikrindeki bazı delegeler Atatürk’ü ‘İngilizci’ olmakla suçladı. Devletin kurtuluşunu başka devletlerin manda ve himayesi altına girmekte görenler için bu fikir son ve kesin bir şekilde Sivas Kongresinde reddedilmiştir.
Osmanlı’nın çekilmesi ile İngiltere; Filistin, Ürdün, Irak ve Arap ülkelerini, Fransa; Lübnan ve Suriye gibi devletleri kendi himayesi altına almıştır. Orta Doğu'yu İngiltere ve Fransa kendi aralarında manda yöntemiyle paylaşmışlardır.
Bugün manda örneklerini özellikle Rusya-Ukrayna savaşında net olarak görüyoruz. Ülkesinin ve bağımsızlığının yok olmasını göre göre manda olmayı kabul edenler liderler tarafından yönetilen ülkeler bu duruma son verme iradesini gösteremiyorlar, gösteremezler de. Çünkü yönetime gelirken bu durumu peşinen kabul etmiş oluyorlar. Bunu Orta ve Güneydoğu Avrupa da da görebiliyoruz.
En yeni manda adayı olarak Yunanistan’ı gösterebiliriz. Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan tarafından dünyada güçlü ve lider konumuna gelen Türkiye Cumhuriyeti’nin bu durumuna karşı olan korkusu nedeniyle Yunanistan’ın tamamı adeta bir ABD üssü haline gelmiştir.
ABD’nin bu kadar üssü Yunanistan’a konuşlandırması ve hedefleri ayrı bir tartışma konusudur.
1919’da Türkiye’yi mandaları yapmak isteyen ülkeler bu fikirlerinden vazgeçtiler mi? Hayır.   
1919’da Türkiye’yi Amerikan mandası yapmak isteyenlerin torunları hala var mı? Evet.
Bunu yaptıkları görüşmelerde “Ben hazırım” şeklinde beyanlarını orta seviye İngilizceleri ile dile getirebiliyorlar.
Veya yaptıkları toplantıların tutanaklarını büyükelçilere rapor ederek niyetlerini ortaya koyuyorlar.




Tarih: 19 Haziran 2022 Pazar    Hit: 1105




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol