18 Mayıs 2021 Salı   

Mustafa HATİPLER / Doç. Dr. / Öğretim Üyesi / Rumeli Mektupları

EMEKLİ AMİRALLERİN ORTAK BİLDİRİSİNE DAİR...

 

NİSAN ayı başında 4 Nisan günü 104 emekli amiral Montrö Sözleşmesi ve Cübbeli - Takkeli Komutan’la ilgili olarak ortak bir açıklama yaptılar. Türkiye’de yaşayan ve yaşı ellinin üstünde olan herkesin, emekli amirallerin bu ortak bildirisini, emekli devlet memurlarının sıradan basın açıklaması ya da ordu evinde oyun oynamaktan sıkılmış eski askerlerin heyecan olsun diye yaptıkları bir eylem olarak okumayacağını tahmin etmek zor değil. Bu hareketi, bu şekilde yorumlamak ne kadar absürt ise aynı şekilde küçümseyerek, önemsizleştirmek de o kadar absürttür. Daha vahim olanı da bu hareketle AK Parti’nin bununla suni gündem oluşturmak istediği fikridir ki, eşi benzeri olmayacak bir deha (!) ürünüdür.  Peki, bu hareketi nasıl okumalı?
Türkiye, dünyanın en pahalı, en stratejik arsasında oturan bir sakin konumunda. Üstelik ta Osmanlı’nın son 50-100 yılında kolu kanadı kırılmış bu sakinin. Türkiye Cumhuriyeti’nde de zaman zaman büyük kavgalara ve mücadelelere sahne olmuş bu sakinin sakinliğini sağlamak. Son 15-20 yılda bölgesel güç olma yolunda yaşanan gelişmeler bu Sakin’in bazılarının başına bela olacağını düşündürmeye başladı. Geçmişte bu sükûnet genellikle “komprodor”lar eliyle sağlanmış. Komprodor aydın, komprodor yönetici, komprodor iş insanı, komprodor… Bu liste böyle uzayıp gider. Bu bapta yetersizlik yaşandığında, etnik, düşünsel ve dinsel çatışmalar devreye sokulmuştur. Geçmişin sağ-sol, komünist-milliyetçi, Alevi- Sünni çatışmasının ve bugünün Türk-Kürt kavgasının temel nedeni, ne ideoloji ne etnisite ne de dindir. Bunların tamamı organize edilen işlerdir.
Gelelim emekli amirallerin ortak bildirisine. Bu işe imza koyanların hiçbirisi, bir sonraki hamleyi düşünmeyen, bilmeyen, tahmin edemeyen insan olamaz. Emekli amirallerin ortak bildirisi: Zemin  ve nabız yoklama, taraftar belli etme yani sülfirik asit ve turnusol kağıdı ikilemi, tepki ölçme ve birilerine cesaret verme’dir.
Tek başına hiçbir anlamı olmayan bu harekete değil, asıl bundan sonrasına bakmak gerekir. Peki ortak bildirinin gerekçesi olan Montrö Antlaşması ve Cübbeli Takkeli Komutan meselesi nedir?  Onun hiçbir aslı ve astarı yoktur ve tepeden tırnağa asılsızdır.
Meşhur hikayedir; adamın biri  “Kurban” mevzuunu anlatmaya niyetlenmiş.  Şöyle haşlamış:
"Davut peygamberin çocuğu yokmuş. Bir gün Allah’a; “Ya Rabbi bana bir kız çocuğu ver, onu sana kurban edeyim' diye dua etmiş. Duası tutmuş, Davut peygamberin bir kızı olmuş. Davut Peygamber kızının adını Ayşe koymuş. Zamanla Ayşe büyümüş, kurban edileceği zaman gelmiş. Davut Peygamber, kurban etmek üzere kızını  yatırmış, eline bir balta almış, tam kızının boğazını kesip kurban edeceği sırada, gökten Azrail elinde bir keçiyle çıkagelmiş. Azrail Davut Peygambere, 'kızı bırak, bu keçiyi al kurban et' demiş”. Adam bu minval üzere daha anlatmaya devam edecek ki dinleyenlerden biri daha fazla dayanamamış:  
"Yahu bu nasıl bir hikâye, bunun neresini düzeltelim” demiş ve başlamış saymaya:
O Peygamber Davut değil, İbrahim, dünyaya gelen kızı değil oğlu, çocuğun adı Ayşe değil İsmail, elindeki balta değil bıçak, gökten gelen Azrail değil Cebrail,  Cebrail’in elindeki keçi değil koç...”
Emekli 104 amiralin ortak bildiride sözünü ettikleri Montrö Antlaşması ve Cübbeli-Takkeli Komutan işi bu hikâyedeki kurban işinden farksızdır.

Tarih: 09 Nisan 2021 Cuma    Hit: 3397




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol