24 Haziran 2024 Pazartesi   

Mustafa SÖNMEZ / Araştırmacı / Yazar / İSAR

DİKKAT DİKKAT...

 

Sayılı günlerin huyu kurusun.  
Yine geldiler. Seçimler bir kaza bela olmazsa mayısın ortasında yapılacak. Bir kaza bela olmazsa diyorum başımıza gelenler herkesin malumu. Hatta bu azgınlık ortamında daha beterleri olsa neden olduğunu bile sormam. Biliyorum ki Allah vaadinden dönmez. Bildiğim kadarıyla Kitabımızda “Bir ülkeyi helak etmek istediğimizde oranın şımarmış yöneticilerine  (iyiye yönendirici) emirler veririz, onlar ise orada günah işlemeye devam ederler, sonuçta o ülke helaka müstehak olur, biz de oranın altını üstüne getiririz.” ayeti mevcuttur.  İnananlar için de bunun üzerine ya da aksine söz söylemek, söylenmiş olana tabi olmak zaten bahis bile edilemez. O, kendini ilah sananlarla kendine ilah edinenlerin sorunu.
Böyle başlamıştım geçen yılın bu aylık yazısına. Günler geldi geçti, 14 mayıs ve tekrar seçimleri baş-burun bitti ve mevcut  iktidar ülkeyi aldığı noktadan  daha da geriye götürmek için yerinde kaldı. Daha da geriye götürüyor,götürecek bunu da göreceğiz göreceksiniz.
Son yerel seçim sonuçlarının analizi, getirdikleri, götürdükleri hakkında binlerce yorum yapılabilir. Yapılıyor da. Katılımın tarihi düzeyde düşük olmasının dışında öngörülemeyecek hiçbir şey yok aslında. Özelikle merkez medyanın iktidardan beslenen yalama tayfasının çenelerine kramp girinceye kadar sonuçlar hakkında ileri sürdükleri iddialarının fos çıkması, oluşturmakla görevlendirildikleri algının kırılması kadar keyif li görünen bir hususta seçim akşamı dut yemiş bülbüle dönüp gagalarını oynatamaz hale gelmeleri oldu. Milletine sırtını dönmüş, ondan uzaklaşmış,, en sıradan ihtiyaçlarını bile göremez duruma düşürmüş bir zulüm iktidarını  soluksuz desteklerken utanmayı unutmalarının sonuçlarını ‘nefes darlığına’ düşerek aldılar. Utanmayı unutmaları kendi sorunları fakat bu millete bu satılmışlığı unutturmaları için ömür boyu ortalıklarda görünmemeleri dahi yeterli olmayacaktır.
Yönettikleri belediyelerin el değiştirmesinin üstünden üç gün geçmeden ortaya çıkan rezaletlerin  yerelde yaşanan bunca çürümüşlüğün kaynağı olan merkezi yönetimlerinin devlet , yapı ve kurumlarında yarattığı hasarı hesaplamada çok küçük bir ölçek olarak kalacğını düşünmek dahi korkunç. Milleti sadece algı ve yalanlarla yönetme alışkanlıklarının yarattığı yorgunluk, bunun sebebi olan yeteneksizlik, bilgisizlik, görgü yoksunlukları ve kibir kabarıklıkları da  eklenince ülkenin en az çeyrek yüzyıllık geleceğini şimdiden enkaz altında bıraktı.
Kendi milletinin, ülkesinin sorunlarını çözme konusunda sıfıra yakın fikri olan  iktidarın bölgemizde varlık ve geleceğimizi  yakından ilgilendiren gelişmeler hakkında sahip olduğu fikirlerin piyasa değerinin ‘sıfırın altında’ kalması ise çok daha fazla ümit kırıcı. İç kamuoyuna üst akıl, büyük akıl, başrol, oyun kurucu vesaire kimliklerle çakmaya çalıştıkları rollerinin olan bitenlerin karşılığında yardımcı oyunculuğa dahi karşılık gelememesi ise onur kırıcı.
Temsilciliğine yapılan saldırıyı  uluslarası angajman  kurallarını  usulüne uygun şekilde tüm dünyaya bldirip uygulayarak İsrailTerör Örgütü (İTÖ)’nü tarihinde ilk kez işgal ettiği terör topraklarında vuran İran’ı ‘tiyatro yapmakla’ sözüm ona aşağılayıp saldırısını ‘sulandırmakla’ uğraşmaları etkisizliklerinin en son ve basit bir örneği. İsrail’e bugüne değin  bir taş atamamış olmayı bırakın aksine İTÖ’nün imar ve inşaası için ellerinden gelen her türlü tedariği sağlamaları ve tedarik zincirini oluşturmaları  eğilip bükülemeyen bir gerçekken. Bölgenin kendi savunması konusunda en çok dikkat etmesi gereken ülkelerinin  en başında Türkiye  geliyorken. Sonuçta  kala kala Türkiye ve İran kaldı.
Mezheplerini dinin, milliyetlerini insanlığın önüne geçirip sözüm ona sınır güvenliği politikaları adı altında Amerikan çıkarları ve Siyonist hayallerine bilerek ya da bilmeyerek hizmet etmeleri bir kenara ülkenin içinde genel nüfusun onda biri kadar kimlik tipini doldurup  ne idüğü belirsiz potansiyel hücrelerin oluşması konusunda ne yaptıklarını bilip bilmedikleri bile belli değil.
Şimdi gündemlerinde ‘anayasa’ var. Tam bir Amerikan projesi olduğu konusundaki düşüncemin gün geçtikçe sağlamlaştığı ‘monarkımsı devlet başkanlığı’ sisteminin sağladığı imkanların gölgesinde milletin arasına ektikleri kutuplaşma tohumlarının meyvesini almayı umdukları anayasa tartışmaları ile geçecek önümüzdeki günler. Ülkenin kurucu değerleri ile olan sorunlarını masaya yatıracaklar. Ellerine iktidar fırsatı geçmese dünyaya model olabilecek potansiyele sahip ülkeyi Irak’a, Azerbeycan’a, Mısır’a, Afganistan’a  dönüştürebilecek  düzenlemelere karşı şimdiden uyanık olmak zamanı. Önümüze konacak metni kelime kelime okumak ve dokumak zamanı.  Gözümüz atkı ve çözgülerde olsun. Enine boyuna dikkat etmenin, kimin değirmenine su taşıyacağımızın, kimin suyuna gitmemizin istendiğine  karşı uyanık  olmanın zamanı.
Çoğunluk sağlayamadıkları ve sağlayamayacakları için Dem’in meclis varlığına dahi ihtiyaçları olacak. Buna rağmen önümüze milliyetçilik ve din soslu bir tabakla gelecekler. Gözümüz de gönlümüz de tok olsun.
Bayrağının alına beyazına ayına yıldızına hayran , ülkesinin hasta yakını değil hastası olan herkese selam..  

Tarih: 24 Nisan 2024 Çarşamba    Hit: 1053




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol