24 Haziran 2024 Pazartesi   

Sadık KAHRAMAN / Gazeteci Yazar / Şehir ve İnsan

İKTİDAR İLK KEZ İKİNCİ

 

31 Mart yerel seçimleri, son yıllardaki en sönük propaganda dönemlerinden birine sahne olan, seçmenin büyük oranda heyecan ve ilgi duymadığı ve belki bunların da az da olsa etkisiyle oldukça şaşırtıcı bir neticeyle sonuçlanan bir özelliğe sahip oldu.
AK Parti’nin 22 yıl sonra ilk kez birinci parti olarak bitiremediği bu seçimler, seçmenimizin özellikle mahalli seçimler vasıtasıyla iktidara mesaj verme alışkanlığının AK Parti iktidarındaki 2. örneği olmuş oldu.
Bundan önce en son 2009 yerel seçimlerinde benzer bir tavır alan seçmenin, 22 yıllık iktidara bu kez daha ağır bir fatura kestiği kesin. Nedenini niçinini AK Parti yöneticileri, Cumhurbaşkanı danışmanları ne kadar ve nasıl değerlendirir göreceğiz fakat şu günlerde malum, herkes kabine değişikliklerinden, Erdoğan’ın vuracağı bir neşterden söz ediyor. Tekerlek kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur elbet ancak o tekerlek tıkır tıkır işlerken de bas bas bağırılan meselelere sağır kalınması şüphesiz bugünkü sonuçların ortaya çıkmasında en büyük etkenlerden biridir. Ekonominin durumu herkesin malumu, emekliler gerçekten kelimenin tam anlamıyla yokluk çekiyor. Asgari ücretin altında maaşla, özellikle büyükşehirlerde geçinmelerine imkan yok. Buna rağmen bundan 10 ay önceki seçimlerde, bugünkü ile benzer şartlarda yaşayan ve fakat 31 Mart’ta sandığa gitmeyen aynı insanlar, her ne pahasına olursa olsun her iki turda da akın akın oyunu kullanmaya gitmiş ve tüm gündelik problemlerini bir kenara bırakarak meclisi de Cumhurbaşkanlığı makamını da ülkenin bekası için hayırlı olduğuna inandığı Cumhur İttifakına teslim etmişti.
Geçen 10 ay içerisinde sosyolojik okuma yapılmasını gerektirecek büyük bir değişim yaşanmadı; sadece seçmen, iktidarın genel politikalarını etkilemeyeceğini düşündükleri mahalli seçimlerde tepkisini gösterdi. Çünkü sesini duyurabileceği başka bir yol bulamadı. Bu tepkinin önlenmesi için iktidar kanadının toplumdan iyice uzaklaşan birtakım üst pozisyonlardaki isimleriyle yollarını ayırması gerektiği de, halkla iç içe olduğu için bunca yıl aralıksız iktidara getirilmiş bir partinin halktan kopmaya başlayan kollarından kurtulması lazım geldiği de uzun zamandır söyleniyor. Hatta bu uyarılar 2019’dan beri yapılıyor. Nitekim o sene gerçekleşen yerel seçimlerde de İstanbul ve Ankara’yı kaybeden AK Parti büyük bir şok yaşamıştı. Hükümet, verilen mesajı aldığını söylese de değişen bir şey olmadı. Aynı isimler, aynı uygulamalar, aynı hatalarla yola devam edildi. Bugün doktor randevusu almak isteyen vatandaş, önce uygun bir randevu gelmesi için talep oluşturuyor, talebinin karşılığını görmek için bir süre bekliyor; uygun randevu çıktığında da insanlar neredeyse iyileşmil oluyor. Et ve süt ürünlerinin fiyatlarında korkunç bir patlama var. Ayda bilmem kaç bin lira maaş alan milletvekillerinin bunlar ne kadar gündemindedir? Erdoğan’ın bahsettiği kapı kapı dolaşma devri tamamen bitmiş durumda. Dolayısıyla o dinamik, partiye bir zamanlar can katmış teşkilat artık işe yaramıyor. Çünkü kimsenin vatandaşın günlük hayattaki gailesinden haberi yok. Memurlara yapılan fahiş zammın yanında emeklilere yapılan muamele insanları ayrıca öfkelendirmiş durumda. Sokak köpekleri sorununa değinen neredeyse hiçbir yetkili göremedik hala. Koca koca metropollerde, şehirlerin ortasında çoluk çocuk, yaşlı başlı insanlar paramparça oluyor; insanlar yaralanıyor hatta ölüyor ama hala tek bir açıklama, tedbir, harekete geçme emaresi görünmüyor. AK Parti’yi bu günlere taşıyan, her zaman seçmeninin nabzını iyi tutması, ona doğru kulak verebilmesi olmuştur. AK Parti bundan 10 sene önce, kadın belediye başkanına makamında jakuzisi vardı diye iftira atana karşı ortalığı ayağa kaldırır, Ankara’nın göbeğinde 10 yaşındaki bir çocuğu köpekler paramparça edince ertesi gün olayı gündemine alıp çözüme yönelik bir adım atar, saçma sapan paylaşımlar veya açıklamalar yapan her kim varsa bir şekilde karşılığını verir, İsrail’in savaş uçaklarına jet yakıtı sattıkları yalanına karşı gümbür gümbür, anında cevabını verir, halkın tepki gösterdiği, kendi çapında belli bir kamuoyu oluşan neredeyse her meseleye reaksiyon göstermesini bilirdi. Dolayısıyla geri kazanılması gereken ruh ortadadır. Erdoğan’ın dün grup toplantısında fedakar olarak nitelendirdiği teşkilat, sadece ve sadece Erdoğan’ın 20 küsür yıldır milletle kurmuş olduğu samimi bağın ekmeğini yemekte, onun gölgesinde rahatına bakmakta, sırtını tamamen ona dayayıp her şeyi ondan beklemektedir. Dolayısıyla bu seçimin sonucundan çıkarılacak dersler, 4 yıl sonraki genel seçimlerin de bi nevi sonucunu belirleyecektir. Erdoğan dün grup toplantısında “Hiçbir komplekse kapılmadan muhasebe yapmak, gerektiğinde canı pahasına bizim yanımızda duran aziz milletimize karşı görevimizdir. Milletin talepleri ve tenkitleri doğrultusunda kendi bünyemizde gerekli değişimi gerçekleştirecek, daha da güçlenmiş bir şekilde yolumuza devam edeceğiz.” şeklinde bir açıklama yaptı. Bu özeleştiri kültürünü güncel kadrolara yansıtmakta ne kadar başarılı olacak, bilemiyoruz. Fakat böyle bir durumu da ancak Erdoğan kadar güçlü bir siyasi figür, hakkında “yaparsa Erdoğan yapar” gibi, halk arasında organik biçimde gelişen bir slogan kazanabilmiş bir lider yönetebilir diye düşünmekten kendini alamıyor insan. Kürsüde söylediği, biz bitti demeden hiçbir şey bitmez ifadesi, aslında en çok Erdoğan’ın şahsına atfedilebilecek bir söylem. Öyle ya, herkes ondan neşter vurmasını, gerekli okumayı yapıp doğru hamlelerle partiyi yeniden canlandırmasını bekliyor. Ekibiyle enflasyonu kontrol altına alıp partiyi şımarıklardan, iş bilmezlerden kurtarırsa hali hazırda efsaneleşmiş ismini tarihe altın harflerle, bu kez daha da derine kazıyacak. Öyle görünüyor ki, yaparsa yine Erdoğan yapacak. Nitekim dünkü konuşmasından, AK Parti hikayesinin ‘güneşte eriyen buz misali’ yok olup gitmesine izin vermeyeceği de açıkça görülüyor.
Yerel yönetimlerde mecliste de çoğunluğu kazanan (CHP & kent ortaklığının) akıbeti ne olacak. Destek olan paydaşlar artık alacaklı. Buradan iş beklemek ise saflık olur.  Hükümette bu dönem yatırım vs… stop. Ekonomik tabloya odaklanacaktır.
Hülasa seçmen karar verdi, belediyeler ağlamadan hizmet üretsin. Hükümet dar gelirlinin durumunu zamlardaki hızda düzeltsin…

Tarih: 24 Nisan 2024 Çarşamba    Hit: 1055




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol