27 Şubat 2021 Cumartesi   

Abdullah YIKILMAZ / Ortadoğu Ulusal Güvenlik Stratejileri Uzmanı / Uzman Gözüyle /

YENİ DÜNYA DÜZENİ!

 

GEÇTİĞİMİZ günlerde Trump’ın Beyaz Saray önünde seçmenlerine yaptığı konuşmadan sonra kongreye Trump taraftarları baskın düzenlenmiş, kamu otoritesi bir an için dünyanın gözü önünde yerle bir edilmişti.
Bu baskının ertesinde ABD’de bir darbe teşebbüsü yaşandığı yönünde değerlendirmeler, zorlama olsada ABD kamuoyu için şok etkisi oluşturmuştur.
Darbe değil ama ABD sosyal ve siyasal dinamikler açısından 1860 iç savaşından bu yana bir bombanın üzerinde oturmakta olduğu gerçeği ile bir daha yüzleşmiş oldu.
19. yüzyılın ortalarında ABD’nin güneydoğu bölgelerinde büyük çiftliklerin ağırlıkta olduğu tarıma dayalı ekonomi, pamuk ve şeker kamışı yetiştiren AFRİKA kıtasından kaçırılarak getirilen ve köleleştirilen insanların serbest iş gücüne katılmaları ve kölelik düzenin kaldırılması için Abraham LİNCOLN’ün seçim vaadinde bulunması ve seçimleri kazanmasıyla birlikte, 11 eyaletin Kuzey eyaletlerine savaş açmasıyla başlayan savaş 1865 yılında bitti. Savaşın galibi LİNCOLN ve Kuzeyliler olmasına rağmen, ABD siyasi tarihi sayfalarına ve kaderine bir iç çatışmayı kaydetti.
Savaşın sonlarına doğru LİNCOLN  bir güneyli tarafından uğradığı suikast sebebiyle hayatını kaybetti. Bir devlet başkanın öldürülmesiyle neticelenen savaşın sonunda, zencilere verilen haklar güneyliler tarafından geri alındı. Artık ABD’nin bu tarihten itibaren iç siyasetini en önemli fay hatlarından birisi  ırkçılık meselesi oldu.
Dünya demokrasisi kendini güçlendirip, geliştirdikçe ABD’deki siyasi ve sosyal değişiklikler zencilerin haklarını kazanmasına, Amerikan demokrasisinin gelişmesine katkı sağladı. Dolayısıyla Amerika’da siyahi haklarının resmiyet kazanması sadece Amerika özelinde düşünülmemelidir.  Bu süreci  dünyadaki gelişmeler ile beraber okumak daha sağlıklı bir yaklaşımdır .
Güney-Kuzey savaşlarının yaşandığı bir çatışma zemini olmasa bile devleti yöneten akıl, emperyal bir sömürü düzenin sürdürelebilir kılmak için Dünya üzerinde bir jandarma vazifesi yürütmekte olup bunun neticesinde ABD’nin borçlu bir devlet olarak yaşamasına, toplumunun ekonomik olarak zorlanmasına sebebiyet vermektedir.
Trump’ın Amerikan rüyasında, göçmen akışının en aza indirgendiği ve göçmenlerin siyasi  gücünün görece daha kontrol edilebilir olduğu, ekonomik olarak halkın (Beyaz-Protestan–Evanjalist !) refahının arttırıldığı, borcun bitrildiği bir Amerika vaadi çok sayıda taraftar buldu.
Temelinde bir çok çatışmayı barındıran ABD siyasal sistemi her ne kadar yekpare bir devlet görüntüsü verse de, devleti  oluşturan fedaral yapı, halının altına süpürülmüş bir çok sorunla devam etmektedir. ABD müesses nizamı bütün devlet başkanlarını “Beyaz Sarayın Esiri” olarak bünyesine hapsederek yaşatıyor. Kuralllar, kanunlar ve kurumlardan çok müesses nizamın teammülleriyle işletildiği gerçeği, ABD’nin gelecek dünyasında işini zorlaştıracak.
Müesses nizama direnen Lincoln’ün ve Kennedy’nin ve itibar suikastine ve akabinde fiziksel suikaste uğrayarak etkisizleştirilen devlet başkanlarının kaderi ne anlatmak istediğimizi ortaya koymaktadır.
ABD’de darbe denilen şey, Amerikan sosyolojisinin oluşturduğu bir dip dalgayla olacaktır ve aynı Sovyetlerin kültürel açılımla yıkılması gibi, farklı etnik gruplara müzahir insanlar kendilerininAmerika’daki statülerini ve tarihsel yolculuklarını yazılmış genel müfredata bağlı olmaksızın sorgulamaya başlayacaklardır. Akademide post-kolonyel tartışmalar halihazırda sürmektedir ve bu trend Amerika özelinde devam edeceği aşikadır…

Tarih: 15 Ocak 2021 Cuma    Hit: 4130




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol