12 Ağustos 2022 Cuma   

Emir BURAK / Diplomatik Bakış / Uzman Gözüyle /

SURİYE OPERASYONU VE YUNAN KIŞKIRTMASI

 

2022 yılının şubat ayında başlayan Rus-Ukrayna savaşı batılı devletlerin Ukrayna’yı askeri ve ekonomik anlamda ikmal etmesi, Rus kurmayının lojistik ve askeri planlamayı iyi yapamaması savaşın gidişatını uzattı. Bir başka taraftan, Rusya’nın Ukraynayı işgal teşebbüsü kendisiyle sınırdaş olan Finlandiya ve İsveç gibi ülkeleri izledikleri pasif politikalardan uzaklaştırıp Nato’ ya girmelerini elzem  bir hale getirdi. Bu konjonktürde bahsi geçen ülkelerin Nato’ya katılımı için bütün üye devletlerin oy birliği ile bu başvuruyu kabul etmesi gerekmektedir.
Böyle bir durumda, Türkiye’nin önemi daha fazla öne çıkmaya başladı. Daha önce, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın batının PKK’ya ve onun uzantılarına kucak açıp yaşam hakkı tanıması konusunda yaptığı eleştiriler artık göz ardı edilemeyecek kadar ciddi bir tartışma meselesidir. Bu durumda İsveç , Finlandiya ve öbür ittifak üyesi devletler birçok sefer olduğu gibi yeniden pkk ve Türkiye arasında seçim yapmak zorunda kalmışlardır. Türkiye ise dış politikada kararlı adımlarla yürümüş ve Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen sözde Pkk devletçiğini yok etmeye bir adım daha yaklaşmıştır. Pkk’nın Nato’nun doğal bir ittifakı olmadığı defaatle tekrarlanmış olmasına rağmen bunun diplomatik üslupla anlatılamayacağı ve anlamak istenmediği malum olmuştur. Türkiye kendisine yapılan her türlü baskı ve tehdidi bertaraf edecek siyasi konjonktürü yakalamış durumda. Cumhurbaşkanı tarafından ifade edilen Suriye’nin kuzeyinde oluşacak güvenli bölge için olan operasyonlar, Fırat nehrinin batısında Münbiç ve Tel Rıfat gibi teröristlere uzun zamandır sığınak olan şehirlerin alınmasıyla devam etmiş olacak. Bu tampon bölgenin ilerleyen süreçlerde Fırat’ın doğusuna yani  Kobani , Kamışlı ve Haseke gibi bölgelerin alınmasıyla nihayete ermiş olacak.
Bütün bunlar yaşanırken, Türkiye’yi ekonomik ve siyasal kumpaslarla durdurmayacağının farkına varmış olan Batılı sözde müttefiklerimiz, aynı YPG –PKK gibi bir asır önce besleyip büyüttüğü ve silahlandırdığı Yunanistan’ı navtex komploloru ile adalar denizi üzerinde sık sık Türkiye’yi taciz etmek ve dikkatini dağıtmak adına kullanmaktadır. Bundan murad edilen Türkiye’nin NATO üyesi bir müttefikini vurup tamamen kabahatli duruma düşmesi ve her türlü araçla Türkiye’nin baskılanmasıdır. Bu şekilde, değim yerindeyse Türkiye kalıbına sığdırılacak ve doğal kaynak bakımından gelecek vadeden Akdeniz de önü kesilmiş olacaktır.Planın başarılı olması halinde ülkemiz hem Afrika’dan hem de Ortadoğu’dan elini eteğini çekmiş ve Atlantik’ten gelen emirleri kayıtsız şartsız onaylar bir pozisyona geri dönmüş olacaktır.
Unutmamak gerekir ki  bu yüzyılda, küresel ekonomik işleyiş, Petro-dolar endeksli piyasalar, somut döviz –dijital para, küresel tahıl ve hayvancılık ve küresel sosyal yaşantı gibi kavramlar artık devinip şekil değiştirmektedir. B una büyük savaşlar ve uzun süren pandemi gibi şartlar neden olmuştur. Halihazırda, birçok ülkede gıda ve akaryakıt gibi maddelere ulaşmak güçleşmiştir ve sürecin böyle devam etmesi halinde zayıftan güçlüye dünya devletleri domino taşları gibi sallanacak belki de yıkılacaktır. Vatandaşlarımız bu girift süreçte her ne kadar iç politikada eksik yönetime ve fırsatçılığa işaret edip devlete kızsa dahi , dünya’nın Türkiye’den ibaret olmadığını hatırlamalı ve yapıcı çözümler için fikir üretmelidir. Birlik ve bütünlüğümüze kast eden ve safların arasına girmek isteyen kripto şeytanlara pabuç bırakılmamalıdır. Burada iktidara düşen ise vatandaşın sırtına binmiş olan fırsatçıları cezalandırmak ve toplumu galeyana getirmek isteyen sosyal medya trollerini ivedilikle tespit edip gerekenin yapılmasıdır. Tarafsız bilgi almak ve manipüle edilmeden karar vermek özellikle bu süreçte vatandaşların en temel hakkıdır.




Tarih: 19 Haziran 2022 Pazar    Hit: 1031




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol