27 Şubat 2021 Cumartesi   

Mustafa SÖNMEZ / Araştırmacı / Yazar / İSAR

ÖRTÜ...

 

70’li yıllarda kentlerde yoğunlaşan kırsal nüfusun başının üzerinde getirip taşıdığı mücevher kutusuyken sonraki  otuz yılın siyasi hayatına ve ülke gündemine Pandora’nın kutusu işleviyle etki eden  başörtüsü meselesi yeniden vitrinlerde. Bunu gündeme getirenler ise Pandora’nın da çok yaşlı  bulacağı dinozorların siyaset dünyamızda evrimini tamamlamış cinsten temsilcileri.    
Bu mesele 80 darbesinden  sonra meydanlara taşınmış, mağduriyetler yaratmış, o günlerde vesayetini kurmuş olanlarla toplumu kamplara bölmüş, kurgulanmış olduğunu  ise şimdi çok net gördüğümü söyleyebileceğim bir mesele. Ama öyle bir dert açtı ki başımıza; sağlık karnesinde başörtülü resmi var diye tedavisi yapılmadan ölen kadınlarımızı da , bileğinin hakkıyla kazandığı okullara değil sokulmak, kampüs kapısının  demirlerine dokunmasına dahi izin verilmeyen “ikna edilememiş” kızlarımızı da, yurt dışında çocuklarını eğitime götürmek zorunda kalan aileleri de ve bu imkanı bulamadığı için eğitimlerini tamamlayamayan bir sürü cevherimizi de “toplumsal zindanın” karantinasına aldı. Kısacası milletin hafızasına ve devletin envanterine bir yüz karası olarak işlendi.   
Seküleri de Siyasal İslamcısı da (yazıda bunlar için bir daha İslam yazmayacağım) mızraklarının ucuna “örtüler” geçirerek kendi hakemlerinin hakimliğine sıra gelene kadar iliğine kadar sömürdü meseleyi. Nasıl onbeş yıl evvel Ergenekon, Balyoz dümenleri çevrildiyse  aynı tezgah 28 Şubat’ta da öyle bir dümen üretti. Hatta ikincisi ilklerinin kamuoyunda taraftar bulması için bir tasarım çalışmasıydı ki bunu o gerginlikte sakin kalanlar dışında kimse anlayamadı.  Sakin kalanı da konuşanı da sevmeyen seslerine kulak vermeyen bizler de bu dümenin suyuna kendi mahallelerimizden kovalarla su taşıdık.
Örtenler için basit bir “inanç gereği ihtiyacını giderme aracı” olan başörtüsü, kendisini siyaset malzemesi yapanların tezgahlarından bu kez modacıların ortaçağ intihallerinden ilham alan tasarımlarıyla  dokuma tezgahlarında buldu. O da şeklini kaybederek , işlevi göz ardı edilerek, adı değişerek. Saçları kulağın üstünden kapatan, boynu ve gerdanı örtmeyen bu nedenle de emredildiği örtü şeklini karşılamayan şapkamsı şekliyle.
Yeni şekliyle neyi örttüğünü, neyi örtmediğini sokağa çıkar çıkmaz basit bir duyu deneyiyle sonuca bağlamak çocuk oyuncağı artık. Burayı konuşmaya bile gerek yok. İki namaz arasında çevirmediği topaç kalmayan palyaçolarla dini göğüs kafeslerine mahkum etmeye çalışan cambazların bu örtü sirkine bilet alacak değilim. Bir tarafın yüzüne hiç bakmadığı, diğer tarafın ise sadece kendi kartelinde satılacak bir ürün olarak gördüğü örtüyle örtünenlere  bugün  “müptezel” veya “vitrin mankeni” denebiliyor. Bir siyaset dinozoru Pandora’nın kutusunu açıyor . Bir siyaset tüccarı kutudan çıkanlara mal bulmuş mağribi gibi sarılıp siyasi geleceğine sermaye yapıyor.
Zihinler kırışmış, bilinçler bulanık, akıllar karartılmış, kafalar ütülü.
Bir de başlar örtülü. Sadece ve o kadar.

Tarih: 15 Ocak 2021 Cuma    Hit: 682




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol