08 Ekim 2022 Cumartesi   

Mustafa SÖNMEZ / Araştırmacı / Yazar / İSAR

KAPASESE...

 

Memlekette rezaletlere her geçen gün bir yenisini eklemek konusunda canhıraş bir gayret var. Geçtiğimiz günlerde devlet memurluğu sınavlarında yaşanan bir skandal, ülkede hak edenin hak ettiği yere gelmesi konusunda yıllardır süren tartışmaların üzerine “arpa buğday daneler” türküsünü yakmamıza neden oldu.  
Sınavlarda sorulan sorulardan - en son rakam - 6 tanesinin yayınevinin test kitapçıklarında sorulan sorularla aynı olduğunun tespit edilmesi ile başlayan skandal, başta biz sıradan vatandaşları umutlandıracak bir tavırla sümenaltı edilmeden denetime sevk edilirken, apar topar görevden alınan ÖSYM Başkanı’nın yerine yapılan atama ile eşeğin aklına karpuz kabuğunun kaçmasına neden oldu. Daha birkaç yıl evvel -ismi lazım değil- bir başka cemaatin kontrolünde olan makam, bu kez bir başka şıhlığın müridliğine teslim edilmiş gibi oldu.  Zamanla göreceğiz.
Tabii eşeğin aklına kaçan  karpuz kabuğu akıllara da deli sorular getirdi.
Mesela;
Bu olanlar çok değil,  bundan iki üç yıl evvel olsaydı DDK göreve çağrılır mıydı?
Bu göz yaşartıcı adaletli davranma gösterisi, geleceği risk altına alınan, hatta  çalınan gençlerin olası seçim  tercihlerine olta atma gayreti mi?
Kurumun yönetiminin değiştirilerek bundan sonra  yapılacak atamaların belirli bir mürid grubunun lehine işletilmesinin yolunun açılması mı?
Vesaire vesaire….
Hısım akraba, ortak, yandaş, ahbap, çavuş, partili, teşkilatlı, örgütlü olanların iktidarlar eliyle kamuda değişik işlere ve yerlere alınması yeni bir mesele değil. Sosyal bilimlerde nepotizm, kronizm ya da kliyantalizm kavramlarıyla açıklanan bu olmaz olası marifet bize de has değil. Ülkemizde 32 yaşında yaşlılık aylığı almaya hak kazanmak için 90’lı yılların başında yapılan genel seçimlerin öncesini hatırlayanlar, iktidar adaylarının devletin hazinesini Yağma Hasan’ın böreği gibi seçmenin önüne nasıl açtıklarını da gözlerinin önüne getirecektir. Günümüzün en büyük sosyal sorunlarından biri haline gelen EYT mağdurluğunun yufkası da o dönemde serilmişti tepsilere…
İşte bu KPSS skandalı işine de bu gözle bakalım. Daha 6 yıl önce her 7 kurmay subaydan 6’sının suistimal edilmiş sistem atamalarıyla taktıkları apoletlerini, ne için söktüğümüzü unutmayalım. Toplumun içine sokulmaya çalışıldığı fitnenin renginin yeşil olması ile fuşya olması arasında aslında  bir fark yok. Bu ülkenin hiçbir vatandaşının bir diğerine karşı bir üstünlüğü ya da astlığı olmamalı. Kanunlarla kurulan sosyal yapının temel taşı kurumlarımızın  başına önce kamu yararı gözeterek atamalar yapılmalı. Yoksa tarihleri dışında  yaşanacak  olanlarla yaşananlar arasında mutlak bin benzerlik olma ihtimali az olmayacaktır. Hem de özellikle bölgemizde ülkemizin taşıdığı jeopolitik risklerin prim değerlerinin çok yüksek olduğu şu günlerde.
Bu ülkeye seçim kazanarak değil kaybederek de hizmet edilebileceğinin bilincini tüm siyasiler taşımalı, ülkeyi sadece iktidarkeyken değil muhalefetteyken de yaşanabilir bir hale getirmek için elinden gelenden çok daha fazlasını herkes üstlenmelidir. Son zamanlarda tamamen unutulan sıradan vatandaşları doğrudan etkileyen ve mutlu eden tüm uygulamaların; muhalefetin teklif ve zorlamaları ile gündem belirleme konusundaki baskılarının sonucu olduğunu değerlendirirsek bunun ne anlama geldiği daha iyi anlaşılır.
İl başkanlarının vali, ilçe başkanlarının kaymakam gibi davrandığı, bürokrat ve teknokratların, memurların  partili olmak zorunda bırakıldığı, sıradan bir parti üyesinin kamu görevlilerini rahat rahat azarladığı, huzurlarına tören taburlarının  dizildiği ülkeler uçmaz. Şıhlar da uçmaz. Müridler uçurur.  
KPSS ile birlikte mülakatların da gençlerin devlete olan güvenlerini yeniden tesis edecek şekilde düzenlenmesine gerek vardır. Yok demek, “su böreği varken ne gereği var!” demek ülkenin geleceğine şimdiden  lokma dağıtmak, helva kavurmakla aynı yere çıkar.

Tarih: 11 Ağustos 2022 Perşembe    Hit: 1128




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol