05 Nisan 2020 Pazar   

Ömer BERK / Genç Bakış / Tarihçi / Yazar

CEMAAT BİLİNCİ

 

BÜTÜN zorlukların ülkemizin ve milletimizin üzerine yağmur misali yağdığı şu günlerde böyle bir yazıyı kaleme almayı gerek gördüm ve yazıyorum. Yazıma “Cemaat bilinci”nin kendi zaviyemden kısa bir tanımını yapmakla başlamak istiyorum. 
Cemaat bilinci, bir milletin her anlamda birbiri ile kenetlenip zorlukların üstesinden birlikte gelmesi ve bilhassa bir zor ve sıkıntılı zamanlarda sahip oldukları bütün imkanları birbirleri ile paylaşıp birbirlerine kol kanat germesidir. Öyle ki bu bilinç bizi biz yapandır. Sosyo-iktisadi ve sosyo-politik sıkıntıların daha da ağırlaştığı şu günlerde bu bilincin önemi diğer zamanlara nazaran çok çok daha artmıştır. Ve sonuna kadar inandığım husus şu ki asırlardan bu yana süregelen cemaat bilincimizi daha da güçlendirip birbirimize kol kanat germemiz bu sıkıntılı günlerimizi atlatmamızda oldukça önemli bir rol oynayacağıdır. 
Bildiğiniz üzere Elazığ’da büyük bir deprem meydana gelmiş bu depremde ölenler ve yaralananlar olmuş ve maddi manevi çok büyük hasarlar meydana gelmiştir. Bu deprem esnasında milletimiz büyük kenetlenme içine girmiş ve herkes elinden geldiğince Elazığ’a yardımda bulunmaya çalışmış ve milletimizin sahip olduğu cemaat bilinci bu hususta ki imtihanını başarıyla vermiştir. Bu durum bu ülkenin geleceğinden ümitli olabilme adına oldukça güzel bir nedendir. Buna olası bir hadisede milletimizin cemaat bilincinin imtihanını başarı ile vereceğinden hiçbir şüphem yoktur. 
Ancak cemaat bilincimizi kaybedip olası bireyselleşme eğilimimizin bilhassa şu zor zamanlarda sonucunun çok ağır olacağından şüphem yoktur. Öyle ki sosyoloji biliminin bir alt kolu olan suç sosyolojisinin barışçı kuramına suçu tetikleyen en önemli nedenlerden bir tanesi ise insanların birbirlerinin sıkıntılarına yüz çevirip umursamazlıktan gelmesidir. Bireyselleşme eğilimi cemaatin değil de bireyin daha önemli ve kutsal bir hale getirilmesi insanların birbirlerinin sıkıntılarına yüz çevirmesini tetikleyecek ve bu durum çeşitli toplumsal sıkıntıların önünü açacaktır. Bireycilik bizim mensubu olduğumuz Türk milletinin kültürüne ve ahlakına ters bir durumdur. Ancak toplumsal nizamın korunması adına bilhassa gençlerin arasında son zamanlarda yükselişe geçen bireycilik eğilimini önleme hususunda en büyük görev bu toplumun büyüklerine düşmektedir. 
Yazımı nihayete Hz.Ali’nin şu sözü ile erdiriyorum: “Bir köyde bir adam açlıktan ölmüşse bütün köy o adamın ölümünden mesuldür.’’

Tarih: 14 Şubat 2020 Cuma    Hit: 1326




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol