25 Kasım 2020 Çarşamba   

Mustafa HATİPLER / Doç. Dr. / Öğretim Üyesi / Rumeli Mektupları

AZERBAYCAN NEYİMİZ OLUR?

 

ÇIKTI, çıkıyor derken en sonunda Azerbaycan ve Ermenistan arasında savaş çıktı. Aslında bu savaş değil; Azerbaycan’ın yaklaşık 30 yıldır Ermenistan tarafından işgal altında olan topraklarını geri alma mücadelesi.  Üstelik bu işgal edilen toprakların Azerbaycan toprağı olduğu hususunda uluslar arası hukuk da Azerbaycan’dan yana. Türkiye Bu savaşta ve öncesinde Azerbaycan’ı destekliyor. Desteklemeli. Azerbaycan’ın istediği top-tank desteği değil zaten; gönül desteği. Tabi her zaman olduğu gibi: “ne gerek var” diyenler, “Bize ne Azerbaycan’dan kardeşim” diyenler ve “Azerbaycan bizim hiçbir şeyimiz değil” diyenler ortalıkta gezinmeye başladı. Sahi Azerbaycan bizim nemiz olur? Azerbaycan o kadar çok şeyimiz olur ki hangisini saysak biri eksik kalır.
En başta  Ebulfeyz Elçibey’in “Bir millet iki devletiz” diye adlandırdığı  can ülkedir Azerbaycan. 
Aynı şekilde Azerbaycan Koraltan Köprüsüdür dostlar… Hani SSCB’nin en şedid günlerinde,  Azerbaycan’da bulunan Sovyet birliklerinden kaçmayı başaran ve Iğdır’daki sınır kapısına yakın bölgedeki Aras Nehri üzerinden Türkiye’ye geçip Türk sınır karakoluna sığınan ve ne yazık ki 'Milli Şef'’in sığınmalarını kabul etmeyerek SSCB’ye iadesini emrettiği, bu emir karşısında şaşkına dönerek  “Lütfen bizi o azılı düşmanlara teslim etmeyin, bizi siz öldürün. Kendi vatanımızda, kendi bayrağımızın altında ölmüş oluruz” diye yalvaran, karakol komutanının ağlayarak SSCB’ye teslim ettiği, hemen oracıkta elleri  ve ayakları bağlanarak, teslim eden Türk askerlerinin gözleri önünde kurşuna dizilerek öldürülen 146 Türk aydınıdır  ve bu olay üzerine Can Azerbaycanlıların:
“Boraltan bir köprü, aşar geçer Aras’ı,
Yuğsan Aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası.
Karası, karası, merhamet fukarası,
Karası, karası, merhamet fukarası,
Düşman bekler karşıda, önüne kattı beni,
Can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni.
Dönüp seslendim geri, merhametsiz birine,
Beni siz vursaydınız, şu gavurun yerine.” diye ağıt yaktığı Boraltan köprüsüdür. 
Başta TANAP olmak üzere ekonomik işbirliği içinde olduğumuz bir ülkedir Azerbaycan. Ama en çok da Büyük Şair Yavuz Bülent Bakiler’in: 
“Şimdi Azerbaycan’da mevsim bahardır
Ama türküleri yine, baştan başa efkârdır...
Düşlerime yağan kardır.
Boynu bükük bir diyardır!..
Yardır...
Azerbaycan yüreğimde bir şahdamardır.” diye tanımladığı yüreğimizde şahdamardır.  
Başka neyimiz olur Azerbaycan? Kardaş Kömeğimizdir. Kardaş Kömeği de ne demekmiş? Türkiye’nin seçkin biyografi yazarı Fahri Tuna’dan aktaralım da bilmeyenler öğrensin:  “1992'de Başbakan Başdanışmanı olarak Türk Elleriyle Türkiye ilişkilerinin uyumlaştırılmasını yürütüyordum. İstanbul'da Osmanlı Arşivlerinde müdürün masasının üzerinde bir belge gördüm. Şöyle yazıyordu: " Edirne'de yapılan Darul Eytam (yetimler evi) için Bakü Türklerinin gönderdiği paralar yerine harcanmıştır."
Kurtuluş Savaşımız yıllarında Sovyet Sosyalist Azerbaycan Cumhuriyeti tüm gücüyle yanımızda oldu. Komünist Başkan Neriman Nerimanov, İngilizlere Malta sürgünündeki Türkleri bırakması karşılığında Bakü'deki İngilizleri bırakma isteğini bildirdi. Atatürk bu davranıştan överek söz eder. O yıllarda çok eksikliğini duyduğumuz petrol, benzin ve gazyağını bize Azerbaycan gönderdi. Bir ara Atatürk borç para istedi. Nerimanov, bakanlardan karşı çıkanlar olmasına aldırmadan ellerindeki 500 kg. altını gönderdi. Ancak Nerimanov’un  bir koşulu vardı: “Bu para borç değildir;  kardaş kömeğidir. Kardeş kardeşe borç vermez yardım eder. Sovyet Sosyalist Azerbaycan Cumhuriyeti'nin bu yardımları SSCB 'nin yardımlarından ayrıdır.”

Tarih: 14 Ekim 2020 Çarşamba    Hit: 7304




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol