İSTANBUL nüfusuyla trafikteki araç sayısı ve eşsiz güzelliğiyle dünyanın sayılı metropolleri arasında yer alıyor. Ülkedeki araçların, beşte biri bu şehirde ise, trafik yoğunluğu ve çilesi kaçınılmaz bir sonuçtur. Bu sonuçtan kurtulmak için yöneticilerimiz zaman, zaman artık şehir içinde kalan TEM gişelerinin kaydırılması veya kaldırılması noktasında görüşler beyan ettiler. Şimdi haklı olarak hem genel hem yerelde, aynı ufka bakan siyasi otorite 8 yıldır iş başında bu işin çözülememiş olmasına ne diyeceğiz…
Hala bürokrasiden şikayet edersek kusura bakmayın ama millet bir yerleriyle güler… Yerel yöneticilerimiz, daire başkanları, şirket müdürleri ve ar-geci’leri yıllardır dünyayı geziyorlar.
En basit söylemiyle bu arkadaşlarımız demek ki bu milletin parasıyla turistik geziler yapmışlar. Adı bilgi-alış-verişi edinme amaçlı tertiplenen bu gezilere eğlence için gidenlere yuh olsun, haram olsun…
TEM yolundaki Mahmutbey, Avcılar, Hadımköy, Pendik, Sultangazi vs… gibi şehir içinde kalan gişeler kalkacak mı.? Keza bu gişelerde oluşan kuyruklar ayrı bir servet ve zaman kaybı demektir. Siyasetçilerimiz zaman, zaman bu trafik yoğunluğunu ortadan kaldırmak için önerileri olmuştur. Ama söylenen her söz yerine getirilse idi, güzel ülkemin insanı hala bu sıkıntılarla uğraşır mı.?
Birileri bilgi çağının gerekleriyle uğraşıyor. Bizde ağır sanayinin ülkemize kaymasından memnun olup “övünç” meselesi yapıyoruz. En basit haliyle söylersek hacimde küçük, pahada büyük. Bir konteynır BUZ dolabı ihraç ediyoruz diye sevinip mutlu olacağız. Elin adamı da bir konteynır IPHON’E gönderecek. Neyse bu başka bir konu ama bu kısa not ile kıyaslamasını siz okurlara ve yöneticilere bırakalım.
METROBÜS’E FREN
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, metrobüs ücretlerine 16 Kasım 09 tarihinde zam yapmıştı. Vatandaşların tepkisine neden olan zammın iptal edilmesi için CHP, Halkevleri ile Tüketici Hakları Derneği, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi'ne başvurarak dava açtı. 2 ay süresince zamlı tarife uygulanırken, İstanbul 10. İdare Mahkemesi 15 Ocak’ta başvuruları karara bağladı. İBB yaptığı zammın İstanbul 10. İdare Mahkemesi tarafından durdurulmasından 25 gün sonra karara uyacağını açıkladı. Başkan Kadir Topbaş Mahkemenin iptaliyle ilgili bir tv kanalında aslında bunun bir zam olmadığını iddia ederek “Ulaşım kendi maliyetini karşılamıyor. Bu fiyata yap-işlet projelerini getirecek adamın heykelini dikerim'' dedi. Maliyetini karşılamadığı doğrudur. Haliyle başkan yapılan işe sahip çıkacaktır. Ancak özellikle düşük ve orta gelirli vatandaşlarca kullanılan toplu taşıma ücretlerine zam konusunda böyle bir diretme olmamalı. Şükür yargı var….Gerçi bu ülkede açılan davalarda kişilerin “lehine” kararları “yargı kararıdır” diyerek büyük cümleler kurarız. Aleyhte kararlarda ise “ideolojik” karar diyerek topu taca atarız. Sizce de ifrit eden bir durum değil mi?
ULTRA AÇILIŞ, MAHFİŞ AÇIKLAMA
Süpermarket mi bakkal mı? Bu ülkede kara deftere borç yazdırıp hayatını döndüren çok ciddi bir kesim var. Herkesin kredi kartı veya cebinde parası yok… Kasabı, bakkalı, turşucusu, kadayıfçısı vs…. Başbakanın bir AVM (alış-veriş merkezi) açılışında yaptığı konuşma üzücü, ve kırıcıydı. Başbakan “Küçük esnafın şikâyetini biliyorum. Fakat Türkiye değişiyor, bu gerçeği görüp birleşsinler. Eskiden sokak aralarında mahalle bakkalları vardı. Bugün hayatın gerçeği alışveriş merkezleri” dedi. Hayatın gerçeği bu olabilir. Ama başbakanın önerisi söylem olarak ne kadar basit ise, fiili olarak pek mümkün değildir. Ayrıca dünyanın gelişmiş bütün ülkelerin de bu problemler önceden öngörüldüğü için, kent merkezlerinde belli bir alandan daha büyük “marketlerin” açılmasına izin vermiyorlar. Bizde ise birbirine yürüme mesafesinde büyük alışveriş merkezlerini bin bir şa’şa ve tantana ile açıyoruz. Bu yaklaşım sokak çarşılarını bitirecektir.
Şehirleri planlarken, “küçük esnafın” da o toplumda yaşamaya hakkı olduğu gerçeğini unutmayalım. Ama bir başka gerçeği hatırlatarak yazımızı noktalayalım. Büyük balık küçük balığı yermiş…



