ŞENOL Güneş döneminin Bross döneminden en birinci farkı Sivas maçında ortaya çıktı. Trabzonspor, eskiye göre daha disiplinli bir takım olmuş. Bunun yanında bazı futbolcuların performanslarındaki artış da dikkat çekici. Mesela Serkan, mesela Umut. İki gol atmasından öte, sahanın her yerine basan nadir oyunculardandı.
Güneş, Umut’un arkasını, Alanzinho, Colman, Serkan ve Engin gibi hücumu seven 4 oyuncuyla doldurarak akıllılık etti. Bu dört oyuncudan Alanzinho, serbest alan bulduğu zaman öyle güzel işler yaptı ki, aslında ne kadar yetenekli oyuncu olduğunu gösterdi. Trabzonspor’un ilk golündeki pas halikuladeydi. Topu öyle bir yere attı ki, Umut’a sadece dokunmak kaldı.
Alanzinho’nun verimine rağmen Colman ve Engin tam tersi donuk bir görüntü çizdi. Colman, bu takımın en teknik oyuncusu ama ne yazık ki sürekliliği yok. Sürekliliği olmasa da şu an takımın vazgeçilmezlerinden.
Trabzonspor 3-1 kazanmasına rağmen üst düzey futbol oynamadı ama disiplinli oynadı. Sivas takımı gücünden çok şeyler yitirmiş. Bu belli. Bir Erman Kılıç ile ayakta durmaya çalıştı. Aradaki güç farkı barizdi. Buna rağmen Trabzonspor defansının arasına atılan toplar tehlike arz etti. Hatta dönem dönem Sivas baskısı bile oldu.
İşte Şenol Güneş buna çare bulmalı. Büyüklerle maçlar var, dişli Anadolu ekipleri var. Oyunu rakibin insiyatifine verdiğinizde her şey bu kadar kolay olmayabilir. Çarşamba günü Ordu maçı var. Bu maçın manevi anlamı başka. Yıllar sonra iki Karadeniz ekibi karşılaşacak. Ama Trabzonspor kesin kazanmak zorunda. Türkiye kupası tek ve belirleyici hedef. Güneş’le bu sezon kupayı kazanan Trabzonspor’un gelecek sezonu daha parlak geçebilir.
Hemen şimdi!
Tam bir sene önce bugün Trabzonspor İstanbul'da Fenerbahçe'yi elinden kaçırırken, hepimiz Ersun Yanal ve öğrencilerine methiyeler düzdük. Haklıydık. Trabzonspor, onunla kimlik ve kişilik bulmuştu. Aradan bir sene geçtikten sonra izlenebilir bir ekiple karşılaşmak ne güzel. Sadri Şener'li Trabzonspor yönetimi iki büyük hata yapmıştı. Biri Yanal'ı ligin bitimine beş hafta kala göndermek, ikincisi Avrupa'da ünlü teknik adamların peşine düşüp sonunda zoraki Broos'ta karar kılmak. Geç de olsa doğruyu buldular ama bu doğrunun maliyeti Trabzonspor'a zaman kaybettirdi, kongre yaptırdı. Şenol Güneş operasyonuyla ilk doğru adım atıldı. 'Güneş' isminin isabeti, saha içi ve saha dışında yaptığı tamiratlarla belli olmuyor mu? Belli ki, oyuncularını terapi ediyor. Terapi ettikçe, onlar da öz güvenlerini kazanıyor. Serkan'ın takımın taşıyıcı gücü olması, Engin'in yetenekleriyle barışması tesadüf olabilir mi? Onun için bir teknik adam sadece bir taktisyen değildir. Sadece gel deyince gelen, git deyince giden de değildir.
Harekete geçilmeli
Trabzonspor sportif açıdan ivme kazandığı müddetçe, bu oyunculara da yansıyacak. Değeri 1 olan 3 olacak. Bütün bunlar sportif ve kurumsal başarının bir arada götürülmesi ile ilgili. Sadri Şener kurumsallaşmanın ne demek olduğunu bilir. Hem tezcanlıdır da. Kabul etmek lazım, Trabzonspor, tüm birimleriyle henüz kurumsal bir bünye değil. Ama bu ayıp da değil. Hazır Şenol Güneş, orada. Kısa sürede düzenlemelerin hayata geçmesi gerekiyor. Mesela ne? Sportif direktörlük. Bu iddialı bir vaad. Arkasının gelmesi gerekiyor. Bugün iyi oynarsınız kazanırsınız, yarın kötü oynar kaybedersiniz. Kazandığınız ve kaybettiğiniz bir maç olur. Ama Güneş'i her zaman bulamazsınız. Trabzonspor'un onu bir kez daha kaybetme lüksü yok. Onun için hemen şimdi kurumsallaşma. Hemen şimdi sportif direktörlük. Hemen şimdi örnek bir dünya kulübü için harekete geçme zamanı.



