İstanbulspor’da oynayan Hollanda Milli Takımının unutulmaz golcüsü Van Vossen'e, şişe Osman'ın ekmek arası köfte ısmarlamasını nasıl unuturum.
BAYRAMPAŞA ile 1993 yılının başlarında tanışmıştım. Rahmetli babam Tayfun Gündoğar İstanbulspor'un genel kaptanıydı ozamanlar. Maçlar Bayrampaşa Stadında oynanıyordu. Ailecek Arnavut olduğumuz için daha bir seviyorum Paşa'yı. 2 hafta geçsin de Demirkapı yokuşundan aşağıya salalım kendimizide İstanbulspor’un maçlarına gidelim diye özlemle beklerdik. Çocukluğun verdiği heyecanla günler geçmezdi, çok uzun gelirdi bize o iki haftalık süre. Derdik ki, her hafta keşke burada oynasak.
Kimleri tanımadım ki o stadda. Kimlerle abi-kardeş, kimlerle arkadaş olmadım ki. Ne sevinçler, ne üzüntüler yaşadım. Tanju Çolak’ın golleri rüyalarıma girerdi. Saffet Akyüz'ün fuleli deparlarına orada tanık oldum. Abdulllah Avcı İstanbulspor forması giydiğinde, İstanbul Büyükşehir Belediyespor'a son golü skorboard'da çift haneli rakamlar yazılamadığı için 10. golü atmadığına şahit oldum. Ve maçı 9-2 İstanbulspor kazanmıştı. Ziya Doğan'ın yardımcı hoca iken yedek kulübesine attığı tekmeleri sayardım, Hollanda Milli Takımının unutulmaz golcüsü Van Vossen'e, şişe Osman'ın ekmek arası köfte ısmarlamasını unutamam.
Maça gelen Bayrampaşa'nın bıçkın delikanlıları İstanbulspor'u ne güzel kabullenmişlerdi. 11 yaşında yaşadığım heyecanları, duayyan gazeteci sevgili abim Erdal Cömert'le o günleri yad ederken Paşavizyon Gazetesin’de yazmamı teklif etti. 10 yıldır basın sektöründe olan bir gazeteci adayı için, çocukluğunun geçtiği yerin en etkili ve en çok okunan gazetesinde yazı yazacak olmam ve Bayrampaşalı okuycularla buluşacağımdan dolayı büyük heyecan duydum. Sanki 11 yaşındayım Bayrampaşa stadına gidiyorum. Geçtiğimiz günlerde uğradığım Bayrampaşa semti sanki yeniden yapılanmış, müthiş bir gelişim içerisinde. Hakeden bir halkın yaşacağı yer olmuş. İbretle gökyüzünden seyredilmesi gereken bir tarihi yapıt gibi duruyor Bayrampaşa. O eski heyecan, o eski sokak kokusudan hiç bir şey kaybetmeden hemde . Ne mutlu Paşa'da doğup büyüyene. Çocuklarına ne güzel şeyler anlatacaklar. Belki ben 30 yaşlarında çoçuğumu alıp stada gideceğim, belkide dev akvaryuma, belkide avrupanın en büyük alış-veriş merkezinde dolaşacağım ailemle. Ada parkta doğanın içine bırakacağım kendimi, huzur bulacağım, ağaçların o mis kokusu ile. Şehrin yapranmış ve küflenmiş kokan yaşamından uzaklaşacak ve doğa ile bütünleşeceğim Ada Park’ta. Bayrampaşa’yı görünce, gelişimin gerisinde kalmışım milenyum çocuğu olarak.
İstanbul’un genişlemesi ile yeni inşaa edilen mahallelerde yaşam bir başka inanın bana. Hissettiğiniz duyguların hiçbirisi yok buralarda. Kimse kimseyi tanımıyor. Sabah kalkınca günaydın dediğiniz insanın, ne geçmişini biliyorsunuz, nede çocuğunun ismini. Kapı komşunuz meherse Türkiye’yi dolandıran bir adammış, haberiniz bile olmuyor. Aynı sokaklarda doğduğunuz ve büyüdüğünüz insanlarla dertlerinizi ve sevinçlerinizi paylaşmanın keyfiyle yaşıyorsunuz. Belki Bayrampaşa hızlı ama, kararlı büyüyor. En güzelini yapıyor bu güzel yeri büyütenler. Ne unutuyorlar, ne de unutturuyorlar. Ne mutlu BAYRAMPAŞALILARA...



