Bir de benden dinleyin...
BUGÜN çok güçlü bir lider olarak karşımızda olan Recep Tayip Erdoğan ile ilgili olarak birkaç detayı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Yurdun dört bir tarafına hizmet götürmek, uluslar arası dengeler içinde, bazen maraton, bazen engelli koşuyla Recep Tayip Erdoğan’ın kat ettiği mesafe nedir kısa bir göz atacağız.
İl başkanlığı döneminden 2002’li yıllara kadar hep güzel diyaloglar içinde olduk. 1994’te Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra ünsiyetimiz arttı.
Meslek içinde ağırlıklı olarak yerel yönetimler konularında çalışma yaptığımız için, asfalt dökümünden, kavşakların peş peşe açılması gibi yoğun bir çalışma dönemini adeta birlikte yaşadık.
Araya “Şiir” sebebiyle ‘Pınarhisar cezaevi’ dönemi girdi. Meslekten kıymetli arkadaşım Enver Durmuş ile ziyaret edip orada da hasbi hallerde bulunduk. Cezaevinden çıktıktan sonra, Metin Yüksel kardeşim ile sayın Erdoğan’ın evindeki davetine icabet etmiştik.
MÜHÜR VURULDU
Evet 1994’lü yıllarda İstanbullu alışıktı ama, dışardan gelenler o tarihte burunlarını tutarak yol yürürlerdi bu dünya incisi şehirde. Yolların kesişme noktalarında araç trafiği ciddi kavgalara hatta cinayetlere sebep olurdu.
Bu sürede rekor denecek sayıda yeni açılan 37 kavşak ve tali arterler ile trafik rahatladı.
O yıllarda İstanbul'da benzin istasyonları ile yarışan, “su satış” istasyonları vardı.
Bizzat açılışlarına katıldığım barajlar ve yenilenen ishale hatlarına, inançla yapılan dua da, eklenince bu problem de çözüldü. Haliç konusu ise sanki kaderimizdi.
Bugün insanlar haliç kenarında “halı saha” da maç yapabiliyorlar.
Yine hızlı feribot önemli bir adımdı, özürlüler konusunda yapılan çalışmalar, spor salonları, surlar ve mezarlıklar bu dönem ciddi olarak ele alındılar.
İstanbul şehri 10 yılların birikmiş sorununu 1994 ruhuyla Recep Tayip Erdoğan’ın başkanlığında hummalı çalışmalar sonunda mesafe alındı.
İnşaat işlerinde, “tarihli” teslim dönemi yaşanıyordu. Halk ile yöneten arasında direk irtibat kurulması adına “beyaz masalar” “halk meclisleri” gibi bir dizi devrim sayılacak çalışmaları başlatan bir siyaset hakimdi.
Su boruları değiştiğinde, çektiğimiz görüntüleri hatırlıyorum, tek kelimeyle iğrençti. Şehir içinde çöp dağları ve vahşi depolama alanlarını yaşadık biz bu şehirde…
Tarihi köşk ve sarayları 3-5 elit’in kullanımından halkın hizmetine açmıştı.
E-5 ve TEM kenarları mezbele bir ortamdan, peyzaj düzenlenmesiyle güzel görünüme kavuşturuldu. Kısaca İstanbul 4 yılda görmeyen gözlerin bile, kabul etmek durumunda kaldığı yaşanabilir bir metropole dönüşmüştü.
KÜRESEL OYUNCULUK
Metropol bir şehrin yönetiminden, ülke yönetimine uzanan yolda, küresel güçlerle adam gibi oyun oynama dönemini yaşıyoruz. Ulu önderin “yurtta sulh cihanda sulh” sözü uygulamaya konuyor. Bu anlamda bölgesinde ve dünyada giderek artan etkinliğini, her gün yeni adımlarla sağlamlaştıran bir ülkeyiz.
Artık bunu görmek lazım, hatta birilerinin de kabul etmesi gerekiyor…
Onlarca ülkede vizeler kaldırılıyor. Dün savaşın kapısından dönülen ülkeler ile yeni bir dönemin kapıları sonuna kadar açılıyor. Ticari katkılarını çok yakında göreceğiz.
İçerde metan gazı gibi sıkışmış, yığınla sorunumuz var.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan spontane bir adam… Aslında bu özellik çok önemli, birileri hesap kitap yapar, yine şaşar...
Yürütülen çalışmaları küçümsemek çok büyük haksızlık olur. Yılların kangren haline gelmiş sorunlarını bir anda sonuçlandırmak mümkün değildir.
Neticede bu sorunu çözme noktasında samimi ve somut adımlar var. Artık kürtçe, konuşmalar yapılıp, şarkılar söylenebiliyor. TRT şeş yayında. Bölgesel geri kalmışlık giderilmeye çalışılıyor. Ve ne hazindir ki, bu sorunlar 10 yılların biriken problemleri...
Devletin alışılmış soğuk ve asık yüzü yerine, şimdi elini vatandaşa uzatan, güncel sorunlarına, idari çözümler üreten yaklaşım bütün sıcaklığıyla ortada…
Milli birlik ve kardeşlik projesi yanında, “Roman” açılımı başlatıldı.
Okulda bit araması yapıldığında ilk “roman çocuklarına” bakarak o masum çocukları nasıl bir ruh haline ittiğinin hiç farkına varamadı bu ülke ve insanı…
Zihniyet artık değişecek. Yani bu karşılıklı konuşmalarla zihinler berraklaşacak.
Erdoğan bazı kesimlere göre aklı selim düşünmeyen ‘devlet adamlığı’ ile uyumlu olmayan bir yönetim anlayışından uzak olduğuna işaret ederek eleştirilir.
Devlet adamlığı seçkin takılabilmek, halk sofralarından uzak durmak mı.?
Eğer buysa Erdoğan gerçekten farklı ve renkli bir kişiliktir. Sn Erdoğan, Girdiği yerin rengini alan değil, kendi rengini katan bir liderdir. Zira “farkı” da budur...
Ayakta veya Çömelerek kum torbaları arkasında, dakikalık görüntüleri, tartışmaya açmakta, gündemde tutmakta, bizim ayıbımız olsa gerek.
Sağlıcakla kalın…