05 Nisan 2020 Pazar   

Belma DOĞRU / Psikolog Gözüyle / Uzm. Klinik Psikolog

ANKSİYETE YANİ KAYGIMDAN KURTULMAM MÜMKÜN MÜ?

 

ANKSİYETE korku verici veya tehdit edici bir duruma karşı ruhsal ve bedensel verilen bir tepkidir. Bu tepkiyi zaman zaman hayatımızın belli yerlerinde yaşarız. Aslında bilinenin tersine anksiyete, hayatımızı idame ettirmek için gerekli ve yararlı bir duygudur. Fakat çoğu insan bu duyguyu çok yoğun yaşadığından ya da artık baş edemediğinden dolayı bir an önce bu duygudan kurtularak bu duyguyu bir daha hiç yaşamak istemezler. Ama bu mümkün değildir. Çünkü, tanımı yaparken söylediğimiz gibi korku verici veya tehdit edici bir duruma karşı verilen bir tepkidir. Peki anksiyete olmasaydı, sıfır anksiyete ile hayatımız nasıl olurdu? Duyu organlarımız tehlike anında bunu algılamaz ve beynimizi uyarmazdı. Yani aslında anksiyete, tehlike anında organizmayı harekete geçirir, motive eder, savaş ya da kaç tepkisini oluştururarak hayatta kalmamızı sağlar. Basit bir örnekle açıklayalım, karşıdan karşıya geçiyorsunuz ve çok süratli bir araba geliyor. Fakat, siz sıfır anksiyete hissettiğiniz için hiçbir şey yapmıyorsunuz, duyu organlarınız tehlike anında bunu algılamıyor ve normal yürümeye devam ediyorsunuz sonuç araba çarpabilir ve yaralanabilirsiniz. Ancak biraz anksiyeteli olsaydınız bunu fark edebilirdiniz. Vücudumuz savaş ya da kaç emrini verdiğinde, bir miktar anksiyete ile oradan kaçmanız mümkün olabilir.
O zaman burada önemli olan sıfır anksiyeteli olmak değildir, hayatınızı ne kadar etkilediğidir. Anksiyetenin hayatınızı sürekli ve belirgin bir biçimde olumsuz etkiliyor olması yani işlevselliğinizi kaybetmeniz, sosyal ilişkilerinizinde bozulması halinde ise artık bu durum rahatsızlık haline gelmiş demektir. Yani bu durumda aslında biz üç şeye; sıklığına, yoğunluğuna ve işlevselliğinizi ne kadar etkilediğine bakıyoruz. Diğer bir yandan, anksiyete bozukluğunuz var ise bu iradenizin zayıf olduğu ya da akıl rahatsızlığınız olduğu anlamına gelmez. Bu bir rahatsızlıktır ve etkili tedavi yolları mevcuttur. Aşağıdakilerden herhangi biri sizde var ise, sizin de bir anksiyete rahatsızlığınız olabilir;
Korkularınız o durumun normalde oluşturacağı korkulara kıyasla oransız ve aşırı ise, korktuğunuz durumlardan kaçınma eğilimi gösteriyorsanız, sosyal ilişkilerinizi olumsuz yönde etkiliyorsa, sık sık bu durum tekrarlanıyorsa bir uzmana danışmalısınız. Anksiyete bozuklukları arasında en sık dört tanesi görülmektedir. Panik Bozukluğu, Sosyal Fobi, Agorafobi, Yaygın Anksiyete Bozukluğu. Bu rahatsızlıklar genelde kişi ruhsal ve bedensel bir zorluk halinde olduğu zamanlarda başlar. İnsanlar stres altında olduğu zaman daha hızlı nefes alıp verme eğiliminde olurlar. Bu da anksiyeteyi olduğundan daha yoğun yaşamamıza sebep olur. Sık ve derin solumak beyne daha az oksijen gitmesine sebep olacağı için anksiyetenin bedensel belirtilerini ortaya çıkarır. Sersemlik, nefes darlığı, çarpıntı, vücutta uyuşma hissi gibi.. Yani nefes alıp verişimiz anksiyete belirtilerini arttırabilir. Bunun yanında her zamankinden daha fazla olumsuz düşünmeye ve kurmaya başlarız. Bu yüzden nefes alıp verme biçimini düzenlemek ve endişeyi azaltmaya yönelik çalışmalar yapmak tedavide önemli adımlardır. Unutmayın önemli olan kaygıyı yok etmek değil, onunla beraber yaşamayı öğrenmektir.

Tarih: 14 Şubat 2020 Cuma    Hit: 2245




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol